| Hamidiye Katliamları | |
|---|---|
![]() William Sachtleben tarafından Kasım 1895'te çekilen ve Erzurum'da öldürülen Ermenileri gösteren fotoğraf. | |
| Bölge | Osmanlı İmparatorluğu |
| Tarih | 1894-1896 |
| Hedef | Ermeniler ve Süryaniler |
Saldırı türü | Katliam, yağma |
| Ölü | 80.000-300.000 |
| İşleyenler | II. Abdülhamid yönetimi Osmanlı askerleri ve Kürt militanlar |
| Sebep | Ermeni karşıtlığı |
Hamidiye Katliamları (Ermenice: Համիտեան Ջարդեր Hamidyan çarter) veya bazı Türkçe olmayan kaynaklarda geçen adlarıyla 1894-1896 Ermeni katliamları ve Büyük Katliamlar, 1890'ların ortalarında Osmanlı İmparatorluğu hükûmeti tarafından ülkede yaşayan Ermenilere uygulanan katliamlardır. Katliamlarda ölenlerin sayısı 80.000 ile 300.000 arasında gösterilmekte, dönemin gazete haberlerine göre 50.000 çocuğun ise yetim kaldığı belirtilmektedir. Kırım, The New York Times 'ın Eylül 1895 tarihli makalesindeki başlıkta Ermeni Holokost'u olarak geçiyordu. Buna karşın Osmanlı kaynakları ise bu sayıda Ermeni'nin öldürülmediğini aksine Müslümanları katleden Ermeni çetelere karşı operasyon yapılıp bu çetelerin ve isyanların bastırıldığını iddia ederler.
Katliamlar

Katliamlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmakta olan emperyal bölgelerinin korunması için Ümmetçiliği devlet ideolojisi haline getirmiş II. Abdülhamid'e isimlendirilmiştir.
Büyük Güçler (Britanya, Fransa, Rusya), II. Abdülhamid Hamidiye’nin yetkilerini kısıtlamayı amaçlayan yeni bir reform paketini Ekim 1895’te imzalamaya zorladı; ancak bu paket de Berlin Antlaşması gibi hiçbir zaman uygulanmadı. 1 Ekim 1895’te iki bin Ermeni, reformların uygulanmasını talep etmek üzere Kostantiniyye'de (bugünkü İstanbul) toplandı; ancak Osmanlı polis birlikleri gösterinin üzerine yürüyerek eylemi şiddet kullanarak dağıttı. Reform paketini aldıktan sonra sultanın, “Bu işin sonu kanlı olacak.” dediği rivayet edilir. Kısa süre sonra Ermenilere yönelik katliamlar Kostantiniyye'de patlak verdi ve ardından Bitlis, Diyarbekir, Erzurum, Mamuretü’l-Aziz, Sivas, Trabzon ve Van gibi Ermeni nüfusunun yoğun olduğu vilayetlerin geri kalanına yayıldı. Saldırıların odağı Ermeni halkı olmasına rağmen, pek çok diğer Hristiyan halka karşı da pogromlar gerçekleştirilmiştir. Bunlardan biri olan ve Süryanileri hedef alan Diyarbakır katliamı, çağdaşı olan en az bir kaynağa göre 25.000 kişinin öldürülmesiyle sonuçlanmıştır.
Çoğu öldürme olayı 1894-96 arasında meydana gelmiş, 1897 yılında ise uluslararası camianın Abdülhamid'e baskıları sonucunda sona ermeye başlamıştır. Birçok Ermeni devrimci ve aydın o zamana kadar ya öldürülmüş ya da Rusya’ya kaçmıştı. Osmanlı hükûmeti Ermeni derneklerini kapatmış, Ermeni siyasi hareketlerini kısıtlamıştı. Abdülhamit hükûmeti, 1890'larda başlayan Ermeni milliyetçisi ve ayrılıkçısı hareketi bastırmak için katliamlarda Kürt militanlarını kullanmış, ancak öldürmeler sırasında Ermeni militanlar ve sivil halk arasında bir ayrım yapılmamıştır.
Hamidiye katliamına dikkat çekmek için, Ermeni Devrimci Federasyonu tarafından Avrupalılar tarafından işletilmekte olan Osmanlı Bankası'na bir baskın gerçekleştirilmiştir. Bu baskın, her ne kadar katliamların Kostantiniyye'ye sıçramasına engel olmamışsa da, Avrupalı devletlerin dikkatini çekmiştir. Katliamın gerçekleştiği dönemde telgrafın kullanılmaya başlanmış olması, olayların dönemin Batı Avrupa ve Kuzey Amerika medyasında geniş çevrede duyulmasını ve rapor edilmesini sağlamıştır.
Ölü sayısı

Her ne kadar kesin ölü sayısının net olarak belirlenmesi mümkün olmasa da, tarihçiler 80.000 ile 300.000 arası kişinin öldürüldüğünü tahmin etmektedirler.
Alman papaz Johannes Lepsius topladığı bilgilere ve hesaplamalarına dayanarak, 88.243 Ermeni'nin öldüğünü, 546.000'inin göç etmek zorunda kaldığını, 2.493 köyün yok edildiğini, bu köylerden 456'sında yaşayan halkın zorla İslam'a döndürüldüğünü, 649 kilisenin kapatıldığını ve bu kiliselerden 328 tanesinin camiye dönüştürüldüğünü rapor etmiştir. Bunlara ek olarak Lepsius 100.000 Ermeni'nin daha açlık ve hastalıklar sonucunda öldüğünü tahmin etmiş, ölü sayısını 200.000 olarak belirlemiştir.
Birleşik Krallık büyükelçisi, 1895 yılının sonlarına kadar 100.000 kişinin öldürülmüş olduğunu tahmin etmiştir.Türkolog ve Almanya Dış İşleri Bakanlığı'na bağlı diplomat Ernst Jäckh, 200.000 Ermeni'nin öldürüldüğünü, 50.000'inin sürgüne yollandığını ve 1 milyonunun da yağmacılığa uğradığını iddia etmiştir. Fransız diplomat ve tarihçi Pierre Renouvin, görev süresindeki belgelere dayanarak 250.000 Ermeni'nin öldüğünü iddia etmiştir.
Osmanlı ve Türk yetkililer ise bu sayıda bir ölümün gerçekleşmediği, Müslümanlara yapılan saldırı ve katliamları engellemek için bu saldırıları yapan çetelere operasyon yapılıp isyanlarının bastırıldığı iddiasındadır.
Ayrıca bakınız
- Osmanlı Bankası Baskını
- Yıldız Suikastı
- Adana Katliamı
- Ermeni Kırımı
- Osmanlı İmparatorluğu tarihi
- Erzurum Vilayeti
- Türkiye'deki katliamlar
- 1894'te Osmanlı İmparatorluğu
- 1895'te Osmanlı İmparatorluğu
- 1896'da Osmanlı İmparatorluğu
- 1890'larda çatışmalar
- Osmanlı İmparatorluğu'nun işlediği katliamlar
- Mamuret-ül-Aziz Vilayeti
- Türkiye'de Ermeni karşıtlığı
