Destek
Ücretsiz İndirme ve Bilgi Platformu
  • Vikipedi
  • Müzik

Miraç (Arapça: معراج; birebir yazımla Mirac); İslam dinî anlatımlarında, Muhammed'in göğe yükselip Allah ve öte âlemleri görüp geriye döndüğü rivayetlerine veri

Miraç kandili

  • Ana Sayfa
  • Miraç kandili

Miraç (Arapça: معراج; birebir yazımla Mirac); İslam dinî anlatımlarında, Muhammed'in göğe yükselip Allah ve öte âlemleri görüp geriye döndüğü rivayetlerine verilen isimdir. Rivayetler; Muhammed'in kalbinin temizlenmesi, Burak ve Cebrail eşliğinde Mescid-i Aksa'ya gidiş (isra), Burak'ı bağlayıp peygamberlere namaz kıldırma, muallak taşından göğe yükselme, Allah ile konuşmalar, gök katlarında diğer peygamberler ile diyaloglar, cennet ve cehennemi görme ve geri dönme gibi bölümlerden oluşur.

"Kendisiyle yukarı çıkılan şey, merdiven" anlamına gelen kelime, Türkçeye "yükseğe çıkma" şeklinde çevrilir ve uruc (yükselme) kökünden gelir.İsra, Arapçada gece yolculuğuna verilen isimdir. Muhammed'in geceleyin Mescid-i Haram'dan Burak adı verilen binek üzerinde Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya götürülmesini ifade eder. Birlikte İsra ve Miraç olarak anılır. Ancak İbn Sa'd'ın kaydettiği yazılı rivayetlerin en eski bir versiyonunda Kudüs bağlantısı bulunmuyor; Bu kayıtta Cebrail ve Mikail isimli melekler Kutsal Kabe alanında Muhammed'e Zemzem kuyusu ile Makam-ı İbrahim arasında bir yere kadar eşlik ederler. Orada bir merdiven (mi'rac merdiven demektir) kurulur ve onun yardımıyla Muhammed ve Cebrail bir versiyona göre Muhammed'in eli Cebrail tarafından sıkıca kavranmış olarak birlikte doğrudan göğe çıkarlar, tepeye ulaştıklarında önceki peygamberlerle karşılaşma gerçekleşir.

Burak, 17. yy'a ait bir minyatür, Burak ile ilgili tanımlamalar İslam öncesi inanç sistemlerinde yer alan heykellerle paralel imgeler içeriyor.

Gök Tanrı inancından Hristiyanlığa, Zerdüştlükten Yahudiliğe, Mazdeizmden İslamiyete kadar birçok inanç göğü kutsal kabul etmiş ve göğü Tanrı'ya mekân olarak seçmişler, ölüm sonrası ruhlarının gökyüzüne yükseldiğine ve orada sonsuz yaşama ulaştığına inanmışlardır. Miraç bu inanç ve hikâyelerin İslami yansımalarından biri olarak görülür. İslam kültüründeki miraçnameler ile özellikle Ardavirafname arasında birçok paralellikler göze çarpar. Birçok inançta Evren yeryüzü ve gökyüzü (7 kat gök) olarak iki bölümden oluşur. Buna göre iyi ruhlar gökyüzüne, cennete yükselirken, kötü ruhlar yerin altında, cehennemde azap çekerler. Ardavirâf, ömrü boyunca günah işlemediği için din adamlarından oluşan bir kurul tarafından Ahura Mazda ile görüşmeye gönderilir. Meng isminde bir içecekten üç kadeh içtikten sonra uykuya dalar. Yedi gün boyunca Kutsal Surûş ve tanrı Azer'in eşliğinde Çinvat Köprüsü'nü görür, cenneti ve sonra sırasıyla araf ve cehennemi gezer. Burada iyilerin cennetteki, günahı ve sevabı eşit olanların araftaki ve günahkârların cehennemdeki durumu hakkında bilgiler edinir ve döner.

Alevi-bektaşi kültüründe miraçnamelerde Ali ve Selman, sünni kültürde ise Ebubekir ve 5 vakit namaz eklentileri bulunur. (bakınız; Kırklar Cemi) Sonraki yüzyıllarda yazılan hikayelerede ise Satuk Buğra Han, Ahmed Yesevi ve Celaleddin Rumi gibi Muhammed'den yüzyıllar sonra yaşamış dini/politik şahsiyetler bile miraç konuya dahil edilir. Böylece Alevi kültürü gibi bu kişilerin görüş ve uygulamaları da meşrulaştırılarak İslam kültürünün temel parçaları arasına sokulur ve yüceltilir.

İçindekiler

El-Aksa Terminolojisi

 
Muhammed'in göğe yükselirken ayağını bastığına inanılan Muallak taşı, üzerine Abdülmelik bin Mervan tarafından Kubbetü's-Sahre yaptırılır.

Hadislerde Peygamber Muhammed'in göğe yükseldiği yer olarak sunulan Aelia'daki Beytü'l-Makdis (Kutsanmış Ev), İbranice Süleyman Tapınağı'nın adının Arapça telaffuzudur. Birkaç yüzyıl sonra Müslümanlar tarafından şehre verilen Kudüs adının da kaynağıdır. Muhammed'in döneminde bu yapı harabe durumda veya tamamen kaybolmuş durumdaydı.

Abdülmelik döneminde Muallak (yükseltilmiş) taş üzerine inşa edilen Kubbetü's-Sahre da hadislerde İsra ve Miraç ile ilişkilendirilmekte ve Peygamber Muhammed'in göğe yükseldiği yer olarak sunulmaktadır.

Harem'üş şerif olarak isimlendirilen alanın güney duvarında bulunan Al-Aksa camii (bazen "mescid-i Aksa" olarak da anılır), muhtemelen siyasi nedenlerle beşinci Emevi halifesi Abdül-Melik (hükümranlık dönemi 685-705) veya halefi I. I. Velîd (hükümranlık dönemi 705-715) (veya her ikisi) tarafından inşa edilmiştir.

Miraç ile ilişkilendirilen diğer bir yapı Yükseliş Kubbesi dir. Tamamen farklı hikayeleri ve tarihleri olan bu yapıların Muhammed'in miracı ile ilişkilendirilmesi ayrı bir tartışma (anakronizm) konusudur.

Kaynaklar

Kur'an'da miraçtan İsra ve Necm surelerinde söz edilir. Kur'an'ın 17. suresi günümüzde kullanılan adını ilk ayette geçen "İsra" kelimesinden alır; ifadenin Muhammed'in geceleyin Burak adlı bir binek üzerinde Muhammed'in Mekke'den Kudüs'e yaptığı mucizevi uçuşa atıfta bulunduğu kabul edilmektedir.

Ancak bu sure sahabeler zamanında ve muhtemelen başlangıçta Beni İsrâil Suresi (Arapça: بني إسرائيل, kelime anlamı 'İsrailoğulları') olarak adlandırılmaktaydı; aynı zamanla isra'ya dair rivayetler ve açıklamalar İslam literatürüne girmeye başladı ve eş zamanlı olarak surenin adı değişti.

Burada ilginç olan bir diğer nokta ise ayetin dışşal görünümünde Mescid-i Aksanın mescidi-i Haramdan bir bir yürüyüş mesafesi uzaklıkta olduğunun ima edilmesiydi. "Bir gece kulunu Mescid-i Harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya -kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye- götüren yücedir. O, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir." (El -İsra; 1) Bu sebeple getirilen bazı açıklamalara göre El Aksa Mekke yakınlarında bulunan Cirane mevkiinde bir mescit için kullanılmış, "uzak mescit" anlamında bir ifadeydi.

Haricî video
  İlyas Özkan'ın "İsra suresi"'nin "İsrailoğulları suresi" olarak bilinen isminin değiştirildiği, surenin Muhammed'in miracını değil, İsrailoğullarının göç olayını anlattığını ifade eden sunum konuşması

Hikâyenin yükseliş kısmıyla bağlantı kurulan bir diğer ifade de Necm Suresi 53:13-18'deki -öznesi belirsiz- şiirsel ifadelerdir.

"Nihai Sidr'in yanında,

Yakınında Cennet Bahçesi vardır

Sidr örtülerle kaplıyken!

Gözü asla sapmadı, ne de aşırıya kaçmadı.

Şüphesiz Rabbinin en büyük işaretlerinden bazılarını gördü."

Yukarıda kaydedilen iki ayet dışında, Kur'an'da Miraç ile ilişkilendirilen başka bir ayet yoktur. Ayrıca, Kur'an'da diğer peygamberlere yapılan mucize atıflarının aksine, Kur'an dışında Muhammed'in herhangi bir mucizesini reddeden ayetler bazı araştırmacıların dikkatini çekmektedir.

 
Sedir ağacı, Sidre en yaygın ve bilinen çamgillerden sedir ağacı olarak tercüme edilmelidir.

Hadisler

Hikayedeki tüm detaylar, Muhammed'den birkaç yüzyıl sonra yazılmış siyer ve hadis derlemelerindeki anekdotlardan gelmektedir. En eski kayıtlarda bile görülebileceği gibi, farklı coğrafya ve inanç grupları arasında hikaye gelişip değişmeye devam etmektedir.

Mirac'tan önce neler olduğuna dair farklı anlatımlar vardır. Bazı anlatılara göre yükselişten önce Muhammed'in göğsü açılmış ve kalbine Zemzem suyu dökülerek ona bilgelik verilmiş ve ardından yükselişine hazırlanmıştır, diğerlerine göre bunların birbiri ile alakası yoktur. Bu arınma teması, içki imtihanında da görülmektedir. Ne zaman gerçekleştiği -yükselişten önce mi yoksa sonra mı- tartışmalıdır. En güvenilir kabul edilen iki hadis, o dönemde henüz birer çocuk olarak zikredilen Enes bin Mâlik ve İbn Abbas'a dayanmakta ve Muhammedin manevi doğruluğunu onaylamaktadır.

Tarihsel tartışmalar

Kudüs'te, tapınaklar tepesinde Kubbetü's-Sahre'nin hemen güneyinde yer alan ve İslam'ın en kutsal yerlerinden biri olduğuna inanılan camidir. Süleyman tapınağı, (Müslümanların deyimi ile Beytü'l-Makdis) Kral Davut'un oğlu Süleyman'ın hükümdarlığı sırasında MÖ 957'de tamamlanmış, II. Nabukadnezar ise krallık ile birlikte yapıyı MÖ 586'da tümüyle yıktırmış, Yahudileri esir ederek Babil'e götürmüştür.

II. Kyros, MÖ 538'de Yahudilerin Kudüs'e dönmelerine ve tapınağı yeniden inşa etmelerine izin vermiştir. Gösterişsiz bir yapı olan İkinci Tapınak da İS 70'te Romalılar tarafından yıkılmış, geriye yalnızca batı yanında bugün “Ağlama Duvarı” diye anılan bölüm kalmıştır. Bugün El-Aksa Camii olarak bilinen yapının Bizans imparatoru I. Justinianos tarafından Süleyman tapınağı kalıntıları üzerine yaptırılan bir bazilika olduğu kabul edilir. Halife Ömer 638'de Kudüs'ü aldıktan sonra yapıyı değişiklik yaptırmadan camiye çevirtmiş, Emevi halifesi I. Velid de (705-715) büyük bir onarımla baştan aşağı yeniletmiştir. Yapıya Mescid-i Aksa ismi Abdülmelik bin Mervan tarafından Abbasilere karşı politik amaçlarla verilmiştir. Mescid-i Aksa ile karıştırılan bir yapı olan Kubbetü's-Sahre ise Kutsal Kaya'yı içine alacak şekilde Abdülmelik b. Mervan tarafından 687-691 yılları arasında yapıldı.

 
Süleyman tapınağı kalıntıları üzerinde Bizans'ın yaptırdığı bazilika, Müslümanlar arasında Muhammed'in bir gece Burak'a binerek gittiği, burada peygamberlere namaz kıldırdığı ve göğe yükseldiği inancı vardır. Mescid-i Aksa ismi Abdülmelik bin Mervan tarafından verilir.

Miraç rivayetlerinde yer alan Mescid-i Aksa'nın neresi olduğu konusunda tartışmalar bulunmaktadır. Bazı araştırmacılar Kudüs'teki Mescid-i Aksa'nın kastedilen mescit olmadığı görüşündedirler.

Muhammed Hamidullah, Mescid-i Aksa'nın gökyüzünde manevi bir mescit olduğunu ileri sürmüştür.

İslam öncesi ve erken İslam tarihinde hac, kıble ve Kâbe'nin yerinin neresi olduğu konusu 1970'li yıllardan bu yana tartışılmaktadır. Arkeolojik araştırmalarda Mekke'nin, rivayetlerin aksine yeni bir şehir olarak ortaya çıkışı, bilinen tarih kaynaklarında ve haritalarda adının 8. yüzyıl öncesinde geçmemesi, ticaret yolları üzerinde olmaması yanında tarım açısından arazinin uygunsuz oluşu, erken dönem İslam tarihi hakkında ipuçları veren Kur'an ve hadis rivayetlerinde tanımlanan bazı yer isimleri ve özellikleri ile Mekke'nin coğrafi yapısının uyuşmaması; araştırmacıları, İslam'ın kökleri konusunda farklı arayışlara yöneltmiştir.

Muaviye'nin ölümü sonrasında çıkan iç karışıklıklarda Kâbe, Yezid'in askerlerince mancınıklar kullanılarak taşa tutulmuş, isabet alan kara taş üç parçaya bölünmüş, Kâbe yıkılmıştır. Kanadalı Arkeolog ve İslam Tarihi Araştırmacısı Dan Gibson'a göre sözü edilen yıkım bugünkü Mekke şehrinde değil, bundan yaklaşık 1200 kilometre kuzeyde, Petra'da gerçekleşmişti. Araştırmalarında ulaştığı en eski camilerin kıble duvarlarının Petra'yı göstermeleri nedeniyle, bu bulgularla ayet, hadis ve siyer kaynaklarındaki diğer ipuçlarını bir araya getiren Gibson Muhammed'in Petra'da yaşamış ve buradan Medine'ye göç etmiş olduğu sonucuna ulaşmıştır. Ona göre Kur'an'da bahsedilen “bekke” veya “mekke” sözcükleri de Petra'yı ifade ediyordu. Müslümanların ilk kıblesi de Kudüs'teki Mescid-i Aksa değil, Petra'da Al-Lat tapınağı olarak kullanılan kübik yapı olmalıydı. Gibson Petra'da haccın nasıl başladığını ve icra şeklini anlattığı bir video yayınladı.

Bu yapı Müslümanların iç savaşlarından birisi olan Abdullah bin Zübeyr İsyanı sırasında mancınıklarla yıkılmış, İbni Zübeyr karataşı diğer kutsal eşyalarla birlikte alarak Emevi saldırılarından uzakta, bugünkü Mekke'nin bulunduğu yere taşımış, yeni tapınağı burada inşa etmişti. Emevilere karşı Abbasilerin desteğini kazanan yeni mekan birkaç yüzyıllık bir geçiş dönemi sonunda tamamen benimsenmiş, yeni yapılan camilerin yönü Mekke'ye dönük olarak inşa edilmeye başlanmış, Mekke Müslümanların yeni hac merkezi olmuştur.

Dan Gibson bu araştırmaları ile İslam'ın erken dönemine ait miraç rivayetlerinde yer verilen “El-Aksa” mescidinin lokasyonlarını da vermiştir. Gibson'a göre mescit, Petra antik kentine yürüyüş mesafesinde (8 km), Cirane mevkiinde bulunmaktaydı.

Haricî video
  The Sacred City (2016) (Kutsal Şehir), Türkçe
  Dan Gibson Petra yakınlarındaki El-Aksa mescidini anlatıyor.
 
Müslümanlarca Mescid_i aksa olduğuna yaygın olarak inanılan ve içerisinde muallak taşını barındıran diğer bir yapı, Kubbetü's-Sahre

Klasik kaynaklar yerin ismini Mekke'ye 25 km mesafede bulunan Cirane olarak vermektedir. Ancak gidiş-dönüş hesabıyla burasının bir gecelik yürüyüş için oldukça uzak bir mesafe olduğu ortaya çıkmaktadır.

Sidretül münteha

Sidretül münteha 7. kat gökte olduğuna inanılan, mitolojik anlatımlarla süslenmiş bir ağaçtır. "Sidretül münteha" Arapça bir izafet terkibi olup “son sedir” veya "tenhadaki sedir" anlamına gelir. Miraçta Muhammed'in eriştiği son durak Sidret'ül münteha (Necm Suresi:14-16) olarak geçer. İnanca göre bundan sonraki âleme geçebilmek yeryüzündeki varlıklar için mümkün değildir.

Sedirin nasıl bir ağaç olduğu konusunda, dini terimlere gizemli anlamlar yükleme eğilimindeki kesimlerce, abartılı rivayetlerle desteklenen anlatımlar yapılmıştır. Mütercim Âsım, Kamus adlı eserinde sidreyi meyveli bir ağaç olarak "Sidre, Arabistan kirazı denen bir ağaca verilen isimdir. Trabzon hurması bu ağacın cinsindendir, gölgesi gayet koyu ve latiftir." şeklinde tanımlar.

Bazı araştırmacılara göre Sidre'nin meyveli bir ağaç olarak tarif edilmesi kelimenin kullanım şekli ve Kur'ani kullanım ile uyumsuz bir yaklaşımdır. Bu sebeple Sidre en yaygın ve bilinen çamgillerden sedir ağacı olarak tercüme edilmelidir.

Tasavvufi yaklaşım: Arş, Kürsi, Levh-i mahfuz gibi Sidretül münteha da anlamları bilinmekle beraber İslam'da Tanrı'nın münezzeh (dinlerde sıklıkla rastlanan antropomorfizm gibi yaratılanlara benzememe, aşkınlık) sıfatıyla bağdaştırılmak amacıyla mahiyetinin bilinmediği ifade edilen nesnelerdir. Arapçada Arş koltuk, kürsi sandalye, levh-i mahfuz ise korunmuş levha anlamlarına gelir. Dini terminolojide Levhi-mahfuz üzerine kaza ve kaderin yazıldığı mahiyeti bilinmeyen korunmuş bir levhadır. Tanrı'nın eşyaları olarak nitelendirilebilecek olan bu nesnelerin tasavvuf ehline göre bir vücudu, şekil ve renkleri yoktur.

Sünni gelenekte yeri

 
Miraç: Burak'a binerek göğün yedi katmanını gezen Muhammed çeşitli melekler ile karşılaşmıştır. Diğer İslam sanat eserlerinde olduğu gibi Muhammed'in yüzü çizilmemektedir. (Safevi şahı I. Tahmasp döneminde 1539-43 yılları arasında Tebriz'de basılmış Nizami'nin Hemse eserinde yer alan minyatür, British Library)

Miracın Hicret'ten bir yıl ya da 16 ay önce recep ayının 27. gecesinde gerçekleştiğine inanılır. Rivayete göre Muhammed gece vakti Kâbe'den alınıp Burak adı verilen binek üstünde Mescid-i Aksa'ya götürülmüş, Burak'ı Beytü'l-Makdis'in (Süleyman Tapınağı) kalıntılarının güneybatı duvarına bağlamıştır. Muhammed sırasıyla eski Aksa denen bugünkü el-Aksa Camisi'nin altındaki yerden Mescid-i Aksa alanına girmiş, oradan Kubbetü's-Sahre'nın bulunduğu alana geçmiş ve orada İsa, Musa, Zekeriya peygamberlerle buluşmuştur. Günümüzde Nebi Minberi'nin bulunduğu alanda bütün peygamberlere namaz kıldırmış, oradan da Miraç Minberi'nin bulunduğu alandan göğe yükselmiştir.

Hadislere göre Muhammed bu yükselmede gök katlarını Cebrail ile birlikte aşarken sırayla Âdem, Yusuf, Yahya ve İsa, İdris, Harun, Musa ve İbrahim peygamberleri görmüş, yedinci kat gökten sonra Sidret'ül Münteha’ya çıkmıştır. Cebrail’in Sidret'ül Münteha’dan ileriye geçememesi üzerine yolculuğunu tek olarak sürdürmüş, zaman, mekân ve cihetin olmadığı ifade edilen katta Allah ile aracısız görüşmüştür.

Anlatılana göre Muhammed Mekke'ye döndüğünde yaşadıklarının gerçek olup olmadığından kuşku duyanların soru yağmuruna tutulmuştur. Ama sorulara doğru cevap vermiştir.

İslam’ın ilk zamanlarında dinin oruç, zekât, şehitlik ve hac gibi belli kuralları, prensipleri tam olarak belirlenmemişti. Gece namazları rağbet görmekle birlikte, ibadet kuralları da açık ve seçik olarak belirlenmemişti. Rivayete göre İsra ve Miraç bu konudaki belirlenmeleri sağlamış olaylardır. Buna göre miraçta;

  • Muhammed, Miraç sırasında namaz vakitlerinin beş vakit olarak düzenlenmesi gerektiğini öğrenmiş ve Miraç'tan sonra bu buyruğu Müslümanlara bildirmiştir. Hadis kaynaklarına göre Miraç'ta önce 50 vakit olarak bildirilen namaz, Peygamber Musa'nın bunun insanlara ağır geleceği şeklindeki ikazları üzerine Muhammed'in birkaç kere geri dönüp Allah'tan namazı hafifletmesini dilemesinin ardından beş vakte indirilmiştir.
  • Şirk koşmayan herkesin cennete gireceği müjdesi verilmiştir.
 
Muhammed, Miraçta Burak ve Cebrail'le birlikte cehennemi ziyaret eder ve dini vaaz ve nasihatlerde sıkça kullanılan, "fitneler" başlığı altında toplanan korkutucu ve olasılıkla uydurulmuş hikayelere göre "utanmaz kadınların" saçlarını yabancılara gösterdikleri için ebediyen cezalandırıldıklarını görür. (İran minyatürü, 15. yüzyıl)

Kutlamalar

Miracın gerçekleştiğine inanılan gece "Miraç Kandili" olarak kutlanır. Bu gece ile ilgili dini konuşmalar ve kutlamalar yapılır, dua ve tesbihat yapılır ve Yasin okunur. İnanca göre Muhammed Miraç'ta kendisine sunulan şarap, bal ve süt dolu üç bardaktan süt bardağını tercih ederek sütü içmiştir. Bu sebeple Anadolu'da çoğu yerde bu gecede süt içme ve dağıtma geleneği olduğu ifade edilmektedir. Bazı yerlerde tatlı da yapılır ve dağıtılır. Konya'da bu geceye “süt gecesi” de denilmektedir.

Alevi-Bektaşi kültüründe

Kırklar Cemi veya kırklar meclisi, Alevilik ve Bektaşilik'te Muhammed'in, miraç dönüşü katıldığı söylenen toplu ibadet törenidir. Alevi anlatıları sözlü aktarımlara dayalı, yüzyıllar içerisinde gelişen değişen ve olgunlaştırılan hikayelerdir. Aleviler bu olayı anmanın yanında dua etmek, şiir okumak ve Semah için cemevi adı verilen mekanlarda bir araya gelirler. Semah, kadınlar ve erkekler tarafından birlikte ve eş zamanlı yapılır ve bir Dede tarafından yönetilir.

Aleviliğin Miraç Hikayesi: Muhammed bineği Burak ile Miraç'a çıktığı gün kendisine bal, süt ve şarap ya da elma ikram edilir. Hikaye Sünni Miraç hikayelerinin aksine Muhammed'in yolculuk sırasında peygamberlik mührünü içeren yüzüğünü önüne çıkan bir aslana (bu Alidir) vermek zorunda kalmasıyla Allah ile görüşmeye geçebildiği -bir çeşit Muhammed'in Allah'ın emirlerini getiren bir kişilikten olmaktan çıkartılması- bir fasıl içerir. Muhammed Allah ile doksan bin kelam konuşur. Bu konuşmalar bir perde arkasından gerçekleşir. Ancak Ses tanıdıktır ve Ali'nin sesidir. Muhammed kendisiyle konuşanın kim olduğunu sorar. Cevap şöyledir: "Ben Allah'ım, ama seninle Ali'nin sesi ile konuşmayı seçtim." Bir başka rivayette olay daha ileri boyuta taşınır; perde açılır ve Muhammed Ali'nin yüzünü görür.

Benzer imalar ilerleyen kısımlarda da işlenir ve İslam teolojisinin geliştirdiği Allah'ın hiçbir yaratılmışa benzetilemeyeceği ve içine giremeyeceği anlayışı yanında, sünniliğin namaz, alkol yasağı, İslamda kadın ve erkeklerin ayrılması ve örtünme gibi geleneksel tutumlarına kısa göndermelerle meydan okunur; Şehre dönerken yolda bir dergaha rastlar. Kapıyı çalar içeriden: "Kimsiniz?" diye sorarlar. Muhammed, "Ben peygamberim. İçeriye girmek istiyorum" der. İçeriden: "Peygamberliğini git ümmetine yap. Bizim aramıza peygamber sığmaz" diye cevap gelir. Muhammed bu şekilde iki kere geri çevrilir. Bu sefer Muhammed, “Hâdimü’l-fıkarâyım, bir yoksulum, sizi görmek istedim" der. Bu sefer kapı ardına kadar açılır ve "Hoş geldin sefa getirdin" diye karşılanır.

İçeride 17'si kadın, 22'si erkek 39 kişi vardır. Muhammed, "Size kimler denir?" diye sorar. "Bize Kırklar denir" diye yanıt alır. "Ama burada 39 kişi saydım" der. "Selmân-ı Pak Pars'tadır" denir. Selmân az sonra bir üzüm tanesi ile gelir. Bu üzüm Allah'ın görüşme sırasında Hasan ve Hüseyin'e göndermek üzere perdenin altından Muhammed'e uzattığı bir salkım üzümün bir tanesidir. Muhammed'den üzümü pay etmesini isterler. Cebrâîl'in delâletiyle üzümü ezip şerbet eder ve kırklara pay eder. Kırklar mest-i elest olup, "Allah" deyip, üryan ve püryan semaha kalkarlar. Muhammed dahi semaha kalkar, imamesi başından düşer kırk pare olur, kırklar alıp bellerine bağlarlar.

Muhammed, cennetten inerken Aslan'a verdiği yüzüğü Ali'de görür, bu yüzüğü daha önce de Allah'ın elinde görmüştür. Onu kucaklar ve şöyle der: "Ali, eğer doğumunu kendi gözlerimle görmeseydim ve seni kendi ellerimle sarmamış olsaydım, senin Allah olduğuna inanırdım."

Görüş ve eleştiriler

Kimilerine göre bu yükselme fiziksel, kimilerine göre manevi, kimilerine göre hem maddi hem manevi, kimilerine göre de ne tam anlamıyla maddi ne de tam anlamıyla manevidir. Muhammed'in eşi Aişe, Miraç sırasında Muhammed'in vücudunun yerinden kaybolmadığını bildirmiştir. “Bedeninin yokluğu hissedilmemiş” olduğu ifadesine karşın, Schimmel gibi bazı yorumcular ve din bilginleri ayetteki "kuluyla birlikte" ifadesini ve Burak adlı bineğin kullanılmasını gerekçe göstererek söz konusu yolculuğun ruhsal bir deneyim olduğu tezine karşı çıkmıştır.

Neşet Çağatay'a göre; miraçla ilgili olarak Ayşe'nin ifadesi şöyledir: Muhammed, doğrudan doğruya Rabb'ini değil, Cebrail'i temaşa etmiştir. Ayşe bunun için Kuran'da Allah'ı görmenin mümkün olmadığını ifade eden ayeti kanıt göstermiştir.

Göğe çıkarak Allah'a ulaşmanın Allah'a mekân ve yön izafe edilmesi anlamına geldiğini ifade eden İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık miracı anlatılan biçimiyle reddeder ve bunun bir vizyon olduğunu belirtir.

Süleyman Ateş, Buhari'de kaydedilen bir hadise göre miracın peygamberlikten önce Muhammed'in Kâbe'nin yanında uyurken gördüğü bir rüyadan ibaret olduğu kaydıyla geleneksel anlamdaki miraç anlayışına karşı eleştirilerini sıralar.

Alevi İslam inancında Mescid-i Aksa'nın inşa tarihine ve gök katları bilgisinin mitolojik kökenlerine dikkat çekilerek miraç ve bağlantılı olarak namaz gibi konulara sembolik anlamlar verilir.

Diğer dinlerin hikayeleri ile paralellikler

Zerdüştlük inancında da Zerdüşt'ün göklere yükseldiği, cennet ve cehennemi gördüğü, meleklerle ve Tanrı ile görüştüğüne inanılır. Miraçname kültürü ile zerdüşt edebiyatı arasında çok sayıda paralellikler bulunuyor.

Prof. Dr. Mikail Bayram ve ilahiyatçı yazar Cemil Kılıç miraç rivayetlerinin kaynağı olarak Zerdüştlerin kitabı Ardavirafname [en]yi işaret etmektedirler. Bu yazarlara göre İslam'a hadisler yoluyla geçirilen ve yeni uyarlamalarla farklı inanç ve mitolojilerin kaynağı haline getirilen miraç rivayetleri İslam'ın kendi inanç esaslarına da aykırılıklar ve çelişkiler içeren bir efsaneden ibarettir. Ancak Ardavirafname adlı bu kaynağın eldeki şeklinin MS. 9. veya 10. yüzyıldan kalma olabileceği ifade edilmektedir.

Göğe yükselen insan anlatıları, erken dönem Yahudi ve Hristiyan literatüründe de bulunur. Örneğin, Hanok kitabı, bir melek tarafından Nuh'un büyük büyükbabası olan ata Hanok'a verilen bir cennet turunu anlatır.İbrahim'in Ahit'inde [en], İbrahim'e cennette doğruların ve doğru olmayanların yargısı gösterilir.

Ayrıca bakınız

  • İslam mitolojisi
  • Burak
  • Gök katları
  • Miraçname
  • Yükseliş yayı
  • Hilal

İlgili yayınlar

  • 100 Soruda İslam Tarihi, Neşet Çağatay
  • Hz. Muhammed Mekke’de, W. Montgomery Watt, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 1968
  • Büyük İnisiyeler, Edouard Schure
←Sonraki YazıÖnceki Yazı→
En Çok Okunan - Vikipedi
  • Mart 31, 2026

    Özbekistan

  • Nisan 08, 2026

    Cahit Zarifoğlu

  • Nisan 01, 2026

    Sakıp Sabancı

  • Nisan 01, 2026

    Bizim Ev (dizi, 1995)

  • Nisan 05, 2026

    Sokak çocukları

Stüdyo

  • Vikipedi
  • Müzik

Bülten Kaydı

İletişime geç
Bize Ulaşın
© 2025 www.turkcewiki.tr-tr.nina.az - Her hakkı saklıdır.
Telif hakkı: Dadash Mammadov
Üst