Destek
Ücretsiz İndirme ve Bilgi Platformu

Demokratik geçiş, bir ülkenin siyasi sisteminde otoriter bir rejimden demokratik bir sisteme doğru devam eden bir değişiklik sürecini tanımlar. Bu süreç, demokr

Demokratik geçiş

Vikipedi, özgür ansiklopedi
y.2010 otokratlaşan ülkelerin (mavi) sayısı demokratikleşen ülkelerin (sarı) sayısından daha fazla.

Demokratik geçiş, bir ülkenin siyasi sisteminde otoriter bir rejimden demokratik bir sisteme doğru devam eden bir değişiklik sürecini tanımlar. Bu süreç, demokratikleşme olarak bilinir, süreç içerisinde politik değişiklikler demokratik bir yönde ilerler.Demokrasi dalgaları, büyük güçler arasındaki güç dağılımında ani değişikliklerle ilişkilendirilmiştir, bu da geniş kapsamlı içsel reformları tanıtmak için açılışlar ve teşvikler yaratmıştır.Hibrit rejimler daha fazla iç huzursuzluk yaşasa da, uzun yıllar boyunca geçiş aşamasında oldukları için istikrarlı olarak kabul edilebilirler.Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana, hibrit rejimler en yaygın hükûmet biçimi haline gelmiştir. Akademisyenler, demokratik kurumların göstermelik olma seviyesini irdeleyerek, demokratik gerilemeyle beraber, otoriterliğe geçiş sürecinde modern hibrit rejimlerin en yaygın hükûmet biçimi sonucuna varmıştır.

Tanım

Otoriterleşme süreci

V-Dem Enstitüsü'ne göre, büyük ölçüde ve önemli ölçüde (2010–2020) otokratikleşen (kırmızı) veya demokratikleşen (mavi) ülkeler. Gri renkli ülkeler büyük ölçüde değişmedi.
Y. 2010'dan bu yana, otokratikleşen (mavi) ülke sayısı demokratikleşenlerden (sarı) daha fazladır

Otokratikleşme olarak da adlandırılan demokratik gerileme, bir siyasi sistemin demokratik özelliklerinin azalmasıdır ve demokratikleşmenin tam tersidir. Demokrasi en popüler yönetim biçimidir ve 2020 yılında yapılan bir araştırmaya göre dünyadaki ulusların yarısından fazlası demokrasidir. Bu çalışmada 165 ülke incelenmiş ve bunların 98'inin demokrasi olduğu tespit edilmiştir. 2010'lardan bu yana dünya daha da otoriterleşti ve 2020'lere gelindiğinde dünya nüfusunun dörtte biri demokratik olarak gerileyen hibrit rejimler altında yaşıyor.

Demokratik gerilemenin öne sürülen nedenleri arasında demokrasiye yönelik halk desteğinin eksikliği, ekonomik eşitsizlik ve sosyal gerilimler, popülist veya kişiselci politikalar ve büyük güç politikalarından kaynaklanan dış etkiler yer almaktadır. Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana askeri darbeler yoluyla rejim değişikliği azalırken, daha incelikli gerileme biçimleri artmıştır. Yirminci yüzyılın sonlarındaki üçüncü demokratikleşme dalgası sırasında birçok yeni, zayıf kurumsallaşmış demokrasi kurulmuştur. Tam da bu rejimler demokratik gerilemeye karşı en savunmasız olanlardır. Üçüncü otokratikleşme dalgası, liberal demokrasilerin sayısının tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığı 2010 yılından bu yana devam etmektedir.

Demokrasilerde demokratik gerileme, iktidarın barışçıl yollarla el değiştirmesi veya özgür ve adil seçimler gibi demokratik sistemi ayakta tutan siyasi kurumların devlet öncülüğünde zayıflamasından kaynaklanır. Bu siyasi unsurların gerilemenin başlamasına yol açtığı varsayılsa da demokrasinin temelini oluşturan bireysel hakların, özellikle de ifade özgürlüğünün ihlal edilmesi, demokratik sistemlerin zaman içindeki sağlığını, etkinliğini ve sürdürülebilirliğini sorgular. Ulusal krizler sırasında, demokratik gerilemenin kendine özgü riskleri vardır. Bu durum, liderlerin olağanüstü haller sırasında krizin ciddiyetiyle orantısız otokratik kurallar dayatması ya da durum düzeldikten sonra da bu kuralların yürürlükte kalması halinde ortaya çıkabilir.

Demokratikleşme

Soğuk Savaş sonrası ülkelerin demokratikleşmesini gösteren harita
Soğuk Savaş sonrası ülkelerin demokratikleşmesini gösteren harita.

Demokratikleşme, daha demokratik bir siyasi rejime doğru demokratik bir geçişi ifade eder ve demokratik yönde gerçekleşen önemli siyasi değişiklikleri içerir. Demokratikleşme süreci, otoriter bir rejimden tam anlamıyla demokrasiye, otoriter bir siyasi sistemden yarı-demokrasiye veya hibrit bir siyasi sistemden demokratik bir siyasi sisteme geçişi içeren bir durum olabilir.

Sonuç konsolide olabilir veya demokratikleşme sık sık geri gidişlerle karşılaşabilir. Farklı demokratikleşme modelleri, bir ülkenin savaşa gitmesi veya ekonominin büyümesi gibi diğer siyasi olguları açıklamak için sıklıkla kullanılır.

Demokratikleşmenin gerçekleşmesi ve derecesi, ekonomik gelişme, tarihsel miraslar, sivil toplum ve uluslararası süreçler gibi çeşitli faktörlere bağlanmıştır. Demokratikleşmenin bazı açıklamaları, elitlerin demokratikleşmeyi yönlendirdiğini vurgularken diğer açıklamalar ise tabandan yukarıya doğru süreçlere odaklanmaktadır.

Demokratikleşmenin zıttı olan süreç demokratik gerileme olarak bilinir.

Faktörler

Dekolonizasyon

Dekolonizasyon veya sömürgesizleşme; bir devletin, bir başka ülke halkı ve kurumları üzerindeki kontrolünü sona erdirmesi. Diğer bir deyişle sömürgeciliğin sonlandırılmasıdır. Politik ve kültürel anlamda gerçekleştirilebilir. Bu Kavram özellikle I. Dünya Savaşı'ndan önce kurulan sömürge imparatorluklarının parçalanması için kullanılır. Akademisyenler konuya ilişkin incelemelerinde özellikle bağımsızlık talep eden kolonilerdeki Creole Milliyetçiliği gibi halk hareketleri ve fikirler üzerinde yoğunlaşıyorlar. Ulusların kendi kaderlerini tayin etme hakkı Birleşmiş Milletler tarafından Dekolonizasyonun özü olarak tanımlanır.Birleşmiş Milletler'e bağlı Özel Dekolonizasyon Komitesi, Dekolonizayon Süreci içerisinde Kolonici ulusun süreci iptal gibi bir hakkı bulunmadığına ancak sürecin yönlendirilmesinde söz sahibi olabileceğine karar vermiştir. Buna örnek olarak:Hindistan'ın bölünmesi gösterilebilir. Bağımsız Devletler, bir bölge hakkında dekolonizasyon talep edebilse de bu orada yaşayan ulusun referandumuna bırakılır.

Birleşmiş Milletler Özel Dekolonizasyon Komitesine Üye Olan Devletler.

Dekolonizayon süreçleri Hindistan'da olduğu gibi pasif ve kansız bir biçimde, bağımsızlık yanlısı gruplar tarafından yürütülen Bağımsızlık savaşları ile veya uluslararası ortamda Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen süreçler ile neticelenmiştir. Dekolonizasyonun ilk örneklerine Thukididis'in yazılarında rastlanmıştır. Modern anlamdaki ilk büyük çaplı dekolonizasyonlar ise İspanyol İmparatorluğu'nun 19.Yüzyılda dağılması ile gerçekleşmiştir. Bu olayların ardından I. Dünya Savaşı sonunda Alman İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu, Rus İmparatorluğu; II. Dünya Savaşı sonu ve Soğuk Savaş'ın ilk yarısında Britanya İmparatorluğu, Fransız sömürge imparatorluğu, Hollanda İmparatorluğu, Belçika sömürge imparatorluğu, Japon İmparatorluğu, Portekiz İmparatorluğu, İtalyan İmparatorluğu; Soğuk Savaş sonunda ise Sovyetler Birliği(Rus İmparatorluğu'nun Ardılı) gibi Sömürge İmparatorlukları dağılmıştır.

Dekolonizasyon zaman zaman sömürge yönetimi altındaki Entelektüellerin desteği ile daha geniş kitlelere ulaşmıştır.

Günümüzde Hala Latin Amerika ve Afrika Bölgelerindeki ülkelerin De facto olarak Bağımlı bölge olduklarına yönelik doğruluğu kanıtlanamamış iddialar bulunmaktadır.

Hibrit rejim

Hibrit rejim veya melez rejim genellikle otoriter bir rejimden demokratik bir rejime (ya da tam tersi) geçişin tamamlanamaması sonucunda ortaya çıkan karma bir siyasi sistem türüdür. Hibrit rejimler otokratik özelliklerle demokratik özelliklerin bir kombinasyonu olarak kategorize edilir ve aynı anda hem siyasi baskıları hem de düzenli seçimleri barındırabilir. Hibrit rejimler genellikle petro-devletler gibi bol doğal kaynaklara sahip gelişmekte olan ülkelerde görülür. Bu rejimler sivil huzursuzluklar yaşasa da on yıllar boyunca nispeten istikrarlı ve inatçı olabilirler.Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana hibrit rejimlerde bir artış olmuştur.

Hibrit rejim terimi, otokrasi ya da demokrasi ikilemine karşı çıkan siyasi rejimlere yönelik polimorfik bir görüşten kaynaklanmaktadır. Hibrit rejimlerin modern akademik analizi, demokratik kurumların dekoratif doğasına (seçimler iktidar değişikliğine yol açmaz, farklı medya yayınları hükûmetin bakış açısını yayınlar ve parlamentodaki muhalefet iktidar partisiyle aynı şekilde oy kullanır vb.) odaklanır ve buradan demokratik gerilemenin, otoriterliğe geçişin melez rejimlerin en yaygın temeli olduğu sonucuna varılır. Bazı akademisyenler ayrıca hibrit rejimlerin tam bir diktatörlüğü taklit edebileceğini iddia etmektedir.

Ölçüm

Küresel trend raporu Bertelsmann Dönüşüm Endeksi 2022
}

Demokrasi Endeksi, The Economist'in araştırma bölümü Economist Intelligence Unit (EIU) tarafından derlenen bir dizindir. Endeks, 167 ülkede demokrasinin durumunu ölçmeyi ve beş temel kategoride derlemeyi amaçlamaktadır.

Norveç, 10 üzerinden 9.81 puan ile birinciyken, listenin sonunda 0.32 puan ile Afganistan yer almaktadır. "Tam Demokrasi", "Kusurlu Demokrasi" ve "Hibrit Rejim" demokrasi olarak nitelendirilmekte; "Otoriter Rejim" diktatörlük olarak değerlendirilmektedir.

Endeksteki beş temel kategori şunlardır:

  • Seçim süreci ve çoğulculuk
  • Sivil özgürlükler
  • Devlet fonksiyonları
  • Politik katılım
  • Politik kültür

Ayrıca bakınız

  • Otoriterlik karşıtlığı
  • Demokrasi türleri
  • Barışçıl iktidar geçişi
  • Radikal politika
  • Geçiş ekonomisi

Daha fazlası için

  1. Diğer isimler arasında de-demokratikleşme, demokratik erozyon, demokratik çürüme, demokratik durgunluk ve demokratik dekonsolidasyon sayılabilir.
  2. Akademisyenler tam otokrasiler ile tam demokrasiler arasındaki "gri bölgeleri" kapsayacak şekilde rekabetçi otoriterlik, yarı-otoriterlik, melez otoriterlik, seçimsel otoriterlik, liberal otokrasi, delegatif demokrasi, illiberal demokrasi, güdümlü demokrasi, yarı demokrasi, eksik demokrasi, kusurlu demokrasi, melez demokrasi gibi çeşitli terimler kullanmaktadırlar.
  3. "Bazı akademisyenler eksik demokrasilerin ve eksik otokrasilerin hibrit rejim örnekleri olarak görülebileceğini savunurken, diğerleri hibrit rejimlerin hem demokratik hem de otokratik rejimlerin özelliklerini bir araya getirdiğini savunmaktadırlar." Akademisyenler ayrıca bu rejimlerin geçiş sürecinde mi yoksa özünde istikrarlı bir siyasi sistem mi olduğunu tartışmaktadırlar.
Üst