Yemen Mütevekkilî Krallığı (Arapça: المملكة المتوكلية اليمنية, romanize: el-Memleke el-Mutevekkiliye el-Yamanīya), İmam Yahya önderliğindeki Zeydîlerce Osmanlı
Yemen Mütevekkilî Krallığı (Arapça:المملكة المتوكلية اليمنية,romanize:el-Memleke el-Mutevekkiliye el-Yamanīya), İmam Yahya önderliğindeki Zeydîlerce Osmanlı İmparatorluğu'nun Yemen'den çekilmesinden sonra 1918 yılında kurulan ve 1970'e kadar varlığını sürdürmüş bir devlettir.
Orta Doğu'da yer alan Yemen Krallığı, 195,000 km2 yüzölçümüne sahiptir. Kuzeyinde Suudi Arabistan, güneyinde İngiliz hamiliğinde Güney Yemen yer almaktaydı. Krallığın başkenti olarak 1918'den 1948'e kadar San'a olarak belirlenmiştir. 1948'den 1962'ye kadar 14 yıl boyunca Taiz başkentlik yaptıktan sonra, 1962 yılından sonra yeniden San'a başkent olmuştur. Ülkenin para birimi ise Yemen riyaliydi.
1918 Mondros Mütarekesi'nin ardından Osmanlı İmparatorluğu'nun Yemen'den çekilme kararından 3 gün sonra bölgenin dini lideri olan İmam Yahya San'a'ya girerek kendini Yemen hükümdarı ilan etmiştir. İmam Yahya Hükümdarlığını ilan etmesinin ardından Birleşik Krallık'ın himayesinde olan Güney Yemen'e saldırılar düzenlemiş fakat Birleşik Krallık bu saldırıları savuşturmuştur. Bu saldırılar sonrasında Güney Tihâme'deki aşiretlerinin isyanlarını bastırarak Asir Emirliği'ne doğru ilerlemiştir. İtalya Krallığı ve Sovyetler Birliği ile antlaşmalar yaparak meşruluğunu artırmıştır. Ardından 1927 yılında tekrar Birleşik Krallık himayesindeki Arap devletlerine saldırı düzenlemiş ve bu saldırılar da başarısız olmuştur. 1934 yılında Birleşik Krallık'la sınır müzakeresi karşılığında Aden'e saldırmayacağı sözünü verdiği bir dostluk antlaşması imzalamıştır. O dönemde Suudi Arabistan'a bağlı olup isyan eden Asir emirini teslim etmeyi kabul etmemesinden dolayı Suudi-Yemen Savaşı çıkmıştır. 4 ay sonra Yemen Necran'ı para karşılığında Suudi Arabistan'a vererek barış yapmıştır. Bu savaştan sonra Yemen Krallığı dışa kapalı politika yürütmeye başlamıştır. İmam Yahya, kuzey kesimlerdeki Zeydi aşiretleri arasında meşruiyete sahipken, kıyılardaki ve güneydeki bölgelerdeki Sünni nüfus onun yönetimini kabul etmeye daha az meyilliydi. İktidarı korumak için otoriter bir yönetim sürdürmüş ve kendi oğullarını çeşitli eyaletleri yönetmeleri için atamıştır. Bu yüzden artan hoşnutsuzluğun sonucuyla İmam Yahya 1948 yılında meşruti bir yönetim kurmak isteyen devrimciler tarafından El-Veziri Darbesi`nde öldürülmüş, fakat oğlu Ahmed bin Yahya, sadık Zeydi aşiretlerinin yardımıyla iktidarı ele geçirmiştir. 1958 yılında Ahmed bin Yahya Mısır başkanı Abdünnâsır'ın baskılarıyla Birleşik Arap Devletleri'ne katılmıştır. Ancak Suriye 1961'de birlikten ayrıldığında Yemen de Suriye'yle birlikte birlikten ayrılmıştır. Ahmed bin Yahya'nın ölümünden sonra oğlu Muhammed el-Bedir başa geçtikten 1 hafta sonra Mısır destekli es-Sallal önderliğinde askerler darbe yaparak Yemen Arap Cumhuriyeti'ni kurmuştur. El- Bedir dağa kaçarak Zeydi aşiretlerinin yardımıyla bir iç savaş çıkarmıştır. Suudi Arabistan el-Bedir'i desteklerken, Mısır es-Sallal'ı desteklemek için asker göndermiştir. Mısır'ın 1967'de İsrail'e yenilmesinin ardından kralcılar ile cumhuriyetçiler arasında ateşkes için görüşmelere başlanmış ve 1970 yılında kral yanlılarının hükûmette nüfuzunun olması karşılığında Yemen Mütevekkilî Krallığı resmen feshedilmiştir.
Yemen Mütevekkilî Krallığı, mutlak monarşi sistemiyle yönetilen otokratik, teokratik bir krallıktır. Ülkenin resmi bir dili yoktur, halkın geneli Arapça, Yahudi Yemen Arapçası, Yemen İbranicesi konuşmaktaydı. Ülkenin %90'ını Araplar, %10'luk kısmını Afro-Araplar ve 1949-50 yılları arasında gerçekleşen Sihirli Halı Operasyonu'ndan önce küçük bir kısmını Yemen Yahudileri oluşturmaktaydı. Nüfusun %55'i Zeydî Müslüman, %45'i Sünni Müslüman ve Sihirli Halı Operasyonu'ndan önce küçük bir kısmı Yahudiydi. Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği topluluklarına üye olan Yemen Mütevekkilî Krallığı, Birleşik Arap Devletleri'ne 1958'de katılıp 1961'de ayrılmıştır.
Etimoloji
Yemen'in etimolojisi hakkında çeşitli kaynaklar bulunmaktadır. Yamnat terimi Eski Güney Arabistan yazıtlarında ikinci Himyerî kralı II. Şammar Yahriş'in unvanında geçmektedir. Bu terim muhtemelen Aden ile Hadramut arasındaki kıyı şeridine karşılık gelmektedir. Tarihî olarak Yemen, Suudi Arabistan'daki Kuzey Asir'den Umman'ın güneyindeki Zufar'a kadar uzanan daha geniş bir bölgeyi kapsıyordur. Bu bölge Büyük Yemen olarak adlandırılmaktadır.
Yemen, İslâm coğrafyacılarına göre dünyanın merkezi kabul edilen Mekke'nin doğusuna doğru dönüldüğünde Kâbe'nin güneyinde, yani haritaya göre sağında kaldığı için el-yamin (Arapça:اليمين) isminden türediği iddia edilmektedir. Diğer kaynaklarda Yemen'in saadet veya kutsanmış anlamına gelen yamn veya yumn kökünden geldiği iddia edilmektedir.
Arabistan'ın geri kalanına Arabia Deserta (Türkçe: Issız Arabistan) denir iken, Yemen Helenistik Yunanlar tarafından Arabia Eudaimon (Grekçe: Εὐδαίμων Ἀραβία, romanize:Evdaímon Áravía), Romalı coğrafyacılar tarafından, Arabia Felix (Türkçe: Bereketli/Talihli Arabistan) Araplar tarafından Yemen es-Sa'id (Arapça:اليمن السعيد, Türkçe:Mutlu Yemen) olarak adlandırılmaktadır. Latin ve Yunanlar antik Yemen'den Hindistan olarak bahsetmişlerdir. Bunun nedeni Perslerin Güney Arabistan'la temas kurduklarında Habeşilere ve diğer koyu tenli halklara Hint demesinden kaynaklanmıştır. Yemen Mütevekkilî Krallığına sadece Yemen denmesinin yanı sıra her dönem farklı adlarla anılmıştır.
Yemen Zeydî Emirliği: Yemen'in İslam'la tanışması, Muhammed Peygamber'in döneminde, onun elçilik görevine uygun olarak yöre halkına hitaben mektup gönderip onları İslam'a davet etmesi ve Yemenlilerin bu davete karşılık vermesiyle başlamıştır. Dört Halife döneminde iyiden iyiye İslam hakimiyetine giren Yemen, İslam'ın yayılışının üzerinden çok zaman geçmeden bölge halkı arasında Sünnî-Şii ayrımında oluşan ikilemede Şiiliğin başkalaşım geçirmiş bir kolu olan, adını Ali'nin takipçisi Zeyd'den alan Zeydîliği ağırlıklı olarak benimsemiştir. Bundan sebep, halk topluluğu ve Seyyid olarak seçilmiş İmamların çabasından sonra İmam Yahya döneminde kurtulmasından sonra kurulmuş devletin ismi halkın geneli ve yönetici Zeydî olduğundan ve daha Avrupa'daki terimlere benzetilmeye çalışıldığında prensliğe benzer bir otoriteye sahip olduğu için Yemen Zeydî Emirliği koyulmuştur. 1918 yılından 1926 yılına kadar bu isim kullanılmıştır.
Yemen Mütevekkilî Krallığı: 2 Eylül 1926'da Yemen kabileleri boyun eğmeye başladıktan, İtalya ile San'a Antlaşmasında bütün Yemen kralı olduktan sonra ülkenin isminde değişikliğe gitmiştir. Allah'a tevekkül eden, işini O'nun irâdesine bırakan, Allâh'tan gelene râzı olan anlamına gelen Mütevekkil terimi ile daha büyük bir monarşik devlet biçimi olan krallık terimini kullanarak Yemen Mütevekkilî Krallığı olarak değiştirmiştir. Bu isim değişikliği Seyyid sınıfında büyük bir endişe yaratmıştır.
Kuzey Yemen: Yemen Mütevekkilî Krallığı her ne kadar sadece Kuzey Yemen'in sahibi olsa da Güney Yemen o zamanlar Birleşik Krallık kolonisi olduğu için bir söz hakkı yoktu. Bu yüzden Birleşmiş Milletler'e katıldığında tüm Yemen'i temsil etmekteydi. Ancak krallığın çöküşünden sonra kurulan Yemen Arap Cumhuriyeti'nin ardından Aden Kolonisi'nin bağımsızlığını kazanıp Güney Yemen'i kurmasıyla Kuzey Yemen kadar söz sahibi hale gelmiştir. Bu oluşan çift başlılık sebebiyle Yemen Arap Cumhuriyeti'nin öncülü olan Yemen Mütevekkilî Krallığı günümüzde Kuzey Yemen olarak anılmaktadır.
1849'da Osmanlı İmparatorluğu, Zeydî imamının Osmanlı egemenliğini tanıması ve Osmanlı kuvvetlerinin San'a'ya konuşlanmasına izin vermesi için Tihâme bölgesini fethetmiştir.Ahmed Muhtar Paşa görevlendirildiği Fırka-i ihtiyâtiyye Ordusu'yla Asîr'deki Muhammed Âiz'i ortadan kaldırdıktan sonra 1872'de tayin edildiği Yemen valiliği sırasında Kuzey Yemen'in en önemli şehri San‘a'yı alarak Yemen'de Osmanlı otoritesini yeniden kurmuştur. Ahmed Paşa otoriteyi sağladığı gibi Yemen'de imar çalışmalarını başlatmıştır. San‘a'da bir kale, cami ve imaret'in yanı sıra bir matbaa kurdurtmuş ve San‘a-Hudeyde arasında telgraf hattı döşetmiştir. Ancak bölgede görev yapan Osmanlı memurlarının idari işlerde yolsuzluğa bulaşması yüzünden 1889'da Yemen'i kendi imamlarının yönetmesini isteyen Zeydîler isyan etmiştir. İsyanı bastırmakla görevlendirilen Hicaz Valisi Ahmed Feyzi Paşa, Hudeyde üzerinden San‘a ve Taiz'e ilerleyerek isyanı kısa sürede bastırmıştır. Ancak Yemen'de çıkan isyanların bastırılması hem zor hem de Osmanlı Devleti için oldukça maliyetli olmuştur. Bu nedenle gerekli reformlar yapılamamış ve halk giderek daha fazla yoksullaşmıştır. Halkın hoşnutsuzluğu giderilemediği için isyanlar devam etmiştir.II. Abdülhamid, İmam Yahya'nın otoritesini ortadan kaldırmak için bazı reformlar yapmış ve Yemen'de yoksul kesmin vergi yükünü hafifletip okullar inşa ettirmiştir. Yemen'e Arapça bilen memurlar atayarak isyanlara son vermeye çalışmıştır. 1882, 1896, 1902 1904 ve 1910 isyanları sonrasında I. Dünya Savaşı'ndan kısa bir süre önce; 1913'te, Osmanlı İmparatorluğu resmi olarak Zeydî imamı olan İmam Yahya'ya bazı yetkileri devretmek zorunda kalmıştır. Buna karşılık İmam Yahya Osmanlı Devleti'ne karşı Seyyid İdrisî ile işbirliği yapmayacağına dair söz vermiştir. Ardından Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Yemen'de birçok savaş gerçekleşmiştir.
İmam Yahya dönemi (1918-1948)
1919 yılında Yemen
Birinci Dünya Savaşı'nda cephelerin çıkmaza dönmesi yüzünden dönemin Zeydî imamı olan İmam Yahya hem kendi hem de Yemen'in akıbetinin ne olacağı konusunda endişe içine düşmüştür. İmam Yahya, kendisine bir zarar gelmemesi için Lahic'i İngilizlere bırakıp karşılığında da İngiliz ve Seyyid İdrisî saldırılarının durdurulmasının sağlanıp, deniz yollarının açılmasını istemeyi düşünmeye başlamıştır. 30 Ekim 1918'de, Osmanlı İmparatorluğu'nun Mondros Mütakeresi'ni imzalamıştır. Bu durumun ardından İmam Yahya San'a'ya girerek Yemen'in bağımsızlığını ilan etmiş ve bağımsızlıktan 3 gün sonra İmam Yahya kendini Yemen Zeydî Emirliği'nin hükümdarı ilan etmiştir. Mondros Ateşkes Anlaşması'na göre Osmanlı bütün Yemen'den çekilecektir fakat şehrin valisi Mahmut Nedim Bey ve 40. Tümen kumandanı Galib Bey bu emre 45 gün boyunca uymamıştır. Kolordu Komutanı Ahmet Tevfik Paşa, askerlerin gecikmiş maaşlarının cüzi bir miktarını Vilayet kasasından ödemiştir. İmam Yahya eğer Kolordu birliklerinin teslimine kolorduca karar verilirse karşı çıkmayacağını bildirmiş, ileride yaşanabilecek taarruzlara önlem olarak da birliklerdeki silah ve cephanenin bir kısmının kendisine verilmesini talep etmiştir fakat bazı komutanlar buna itiraz etmiştir. Taiz Harekât Bölge Komutanı Ali Sait Paşa, kendi inisiyatifiyle Aden'e giderek İngilizlerle görüşmüştür. Ancak Ahmet Tevfik Paşa'nın Yemen'i boşaltma sürecini ağırdan alması üzerine, 1918 Aralık ayında VII. Kolordu ile İmam Yahya'nın heyeti, İngilizlerle masaya oturmuştur. Fakat bu müzakerelerden herhangi bir sonuç çıkmamıştır. Direniş bir ay daha devam etmiştir. Ardından VII. Kolordu ve 40. Tümen, ellerindeki cephanelerin büyük bir kısmını İmam Yahya'ya teslim etmiş; kalan kısmını ise kabilelere satarak askerlerin geçimini sağlamıştır. 23 Ocak 1919'da, son Osmanlı kuvveti İngilizlere teslim olmuştur.
İmam Yahya ve birlikleri, San'a
Her ne kadar çoğu memur ayrılmış olsa da San'a'da hala Mahmud Nedim Bey ve 200 Osmanlı memuru İmam Yahya tarafından alıkoyulmuş şekilde bulunmaktaydı. Yemen'de kalan memurlar, Lozan Antlaşması imzalanana kadar maaşlarının ödenmesi için defalarca İstanbul ve Ankara hükûmetlerine mektuplar yazmışlardır. 13 Ekim 1923 tarihli bir mektupta, Yemenlilerin kendi idarelerini kurmalarının uygun ve gerekli olduğu, maddi taleplerin karşılanmasının mümkün olmadığı, ancak teşkilatlanma için gerekli uzman veya memura ihtiyaç duyulması hâlinde, maaşlarının Yemen idaresi tarafından karşılanması şartıyla Türkiye'nin yardımcı olabileceği ifade edilmiştir. Mahmut Nedim, San‘a valiliği; Ragıp Paşa ise Dışişleri Bakanlığı gibi önemli görevlerde bulunmuştur. İmam Yahya, Lozan Barış Antlaşması'nın ardından resmî görevi sona eren Mahmud Nedim Bey'in Yemen'de kalmasını istemiştir. Ancak Mahmud Nedim Bey 1924 yılında Türkiye'ye dönmüştür. Ardından, geride kalan Türkleri de Türkiye'ye getirme çabaları sürmüştür. 1926 yılında bazı memurlar Türkiye'ye dönmüştür. Yemen'de kalan Türkler ise yerlilerle evlenmiş ve zamanla çoğu, Türkiye'deki yakınları tarafından öldükleri sanılmıştır.
İmam Yahya'nın konutu Dârü'l-Hacer
İmam Yahya, Kasımiler döneminden kalma olan Büyük Yemen idealini gerçekleştirmek istemekteydi. Bu yüzden Osmanlı ile İngiltere'nin Mart 1914'te belirlediği Menekşe Hattı'nı tanımadığını ilan etmiştir ve Büyük Yemen idealini gerçekleştirmek için 1919 yılında İngiliz yönetimindeki Aden Protektorası'na doğru ilerlemeye başlamıştır fakat İngiliz ordusunun karşı saldırısıyla Yemenliler geri çekilmişlerdir. Geri çekilen İmam Yahya'nın ordusunun ardından gelen İngiliz ordusu da el-Hudeyde limanını işgal edip Asir Emirliği'ne teslim etmiştir.Hudeyde'nin kaybının ardından İmam Yahya 1922'de tekrar Aden'e saldırmıştır. Aden'e 50 km kala İngiliz Hava Kuvvetleri İmam Yahya'sının ordusunu ağır bombardıman altında bıraktığı için geri çekilmek zorunda kalmışlardır.
Yemen'deki aşiretler üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmak için 1922'de isyan eden Haşîd ve Bâkil kabilelerine karşı savaş açmıştır. İmam Yahya, veliaht Prens Ahmed bin Yahya'nın gaddarlığını bildiği için onu isyanlarda komutan olarak atamıştır. Haşîd eşkıyaları ile Muzaffer Ordu arasındaki birçok çatışmanın ardından Haşîd kabilesi bozguna uğramıştır. Prens Ahmed bin Yahya'nın emriyle ordu, Haşîd kabilesini yağmalamış ve birçok kişiye tecavüz etmiştir. Bu olaydan sonra İmam Yahya, veliaht Prens Ahmed bin Yahya'ya, Haşîd kabilelerinin reisleri ve şeyhlerini tutuklatmasını, esirleri toplamasını ve ayrıca savaş zararlarını karşılamak üzere Haşîd kabilesinden büyük miktarda vergi toplamasını emretmiştir. Vergiyi kabul etmeyenlerin evlerinin yıkılmasını da şart koşmuştur. Tutuklanan Haşîd şeyhleri ve aşiret liderleri Ghamdan Hapishanesi'ne gönderilmiş; çocuklar dışındaki herkes işkenceyle öldürülmüştür.
1925 yılında Arabistan haritası
1924 yılında el-Cevf ve Beydâ kabileleri isyan etmiştir. Bunun üzerine İmam Yahya isyanın bastırılması için Seyyid Abdullah el-Vezir liderliğindeki Yeni Ordu'yu göndermiştir. Aşiretlerin üzerinde otoritesini kurduktan sonra 1923 yılında Muhammed ibn Ali el-Îdrisi'nin ölümünden sonra Asir Emirliği'nde ortaya çıkan taht mücadelesinden faydalanmak isteyen İmam Yahya çoğunluğu Haşîd kabilesinden olan aşiret üyelerinden olan birlikler ile Hudeyde'yi ele geçirmiştir. Hudeyde sakinleri tarafından ermiş olarak kabul edilen bir dizi türbe bu çatışmalar sırasında İmam Yahya'nın ordusuyla yerle bir edilmiştir. Hudeyde ele geçirilirken el-Cevf kabileleri isyan etmiş ve kısa süre sonra yapılan çatışmanın ardından isyan sona ermiştir. Sonra Sabya'ya yönelmiş ve el-İdrisi'nin oğlu Ali bin İdrisi'yi kuşatmıştır. 1926'da İmam'ın ordusu Cizan ve Necran'da kendisini tanımayan aşiretlere baskın düzenlemiştir.Ali bin İdrisi İmam Yahya'ya kendisini Güney Asir'in hükümdarı olarak tanıması şartıyla ona bağlılığını sunmayı teklif etmiş fakat İmam Yahya bu teklifi İdrisiler'in Fas asıllı olduğunu iddia ederek reddetmiştir. İmam Yahya'ya göre; İngilizlerle birlikte İdrisliler davetsiz misafirlerden başka bir şey değildir ve Yemen'den kalıcı olarak sürülmeleri gerekmektedir. Bu politikası Birleşik Krallık ve onların baskısı altında olan Hicaz ve Necid Krallığı ile sorunlar yaşamasına neden olmuştur. 1926 yılında Hicaz ve Necid Krallığı ile Yemen arasında Necran'ın toprak paylaşımı üzerine anlaşmazlık çıkmıştır.
İmam Yahya'nın çocukları, 1930'lar
İmam Yahya, Güney Yemen'deki İngilizlere baskı yapmak ve iki işgalci güç arasında kendilerine ait olmayan bir toprakta çizilmiş sınır çizgisini tanımadığını duyurmak için 1927'de ed-Dali'ye girmiş ve Aden Protektorası'na baskınlar düzenlemeye başlamıştır. Buna karşılık olarak İngilizler özellikle Taiz ve İbb olacak şekilde Yemen'i bombalamaya başlamıştır. Yemen'in hava kuvveti ve hava savunma sistemi bulunmadığı için Yemen tepki verememiş ve çok fazla zayiat vermiştir. Bu yüzden imam baskınları durdurmak zorunda kalmıştır. Daha sonra Ali Nasır el-Kardey Menekşe Hattı'nın güneyinde kalan Şebve'yi ele geçirmek için bir aşiret birliği ile yola çıkmıştır. Çatışma olmadan aşiretler İmam Yahya'ya boyun eğmiştir. Şebve'deki aşiretler imamın boyunduruğuna girdikten sonra İngilizler Şebve'deki aşiretleri bombalamaya başlamıştır. Aşiretleri bombalamalarının asıl nedeni İmam'ın sarsılan otoritesini daha da sarsmaktır.
İmam Yahya'yı ilk kez bütün Yemen'in kralı olarak tanıyan ülke 1926 yılında imzalanan İtalya-Yemen Antlaşması'yla İtalya Krallığı olmuştur. Böylece İmam özellikle Arap coğrafyasında Yemen kralı (Arapça:ملك اليمن,romanize:Melīk el-Yaman) olarak nitelendirilmiştir. Bu konuda Aden Protektorası'nın idarecileri endişelenmeye başlamıştır çünkü İmam Yahya Güney Yemen'de hak talebinde bulunmasıyla saldırılarını meşrulaştırmıştır.
İdrisiler İmam Yahya'ya yaptıkları teklifin aynısını İbn Suud'a da teklif etmişler ve Suudi himayesine girmişlerdir. Böylece Yemen ile Suudi Arabistan arasındaki tampon devlet yok olmuş olmuştur. 1930 yılında Suudiler Asir'in kontrolünü ele geçirmiş ve bölgeye Suudilerden birisini atamıştır. 1931 yılında Yemen ile Suudi Arabistan arasında bir tür dostluk antlaşması imzalanmıştır.
Suudi-Yemen Savaşı
Savaşın haritada gösterimi (çalışmıyor ise üzerine tıklayınız.)
Yemen Krallığı
Suudi Arabistan
İdrisiler Suudi Arabistan'a isyan etmiş ve Suudi Arabistan kısa süre sonra isyanı bastırmıştır. Emir İdrisi Yemen'e sığınmıştır. Bu yüzden Yemen-Suudi Arabistan ilişkileri gerilmeye başlamıştır. İmam Yahya antlaşmaya uymayıp Necran'a saldırmıştır. İmam Yahya, Asir'deki yönetimin el-İdrisi'ye bırakılmasını talep etmiştir. Suudi Arabistan'ın gönderdiği elçilerle anlaşılamayınca elçiler hapse atılmıştır.
Birleşik Krallık tarafsız kalmak için iki taraf ile de dostluk antlaşmaları imzalamıştır fakat yine de savaştan önce Suudi Arabistan'a uçak ve silah yardımında bulunmuştur. İngilizler kırk yıl boyunca Yemen'in bağımsızlığını garanti etmiş ve İmam Yahya'da her ne kadar Menekşe hattını kabul etmese de sınır müzakeresi karşılığında Aden'e saldırmayacağı sözünü vermiştir.
Mart 1934'te Abdülaziz ibn Su'ud, oğlu Prens Suud'a Tihame ve el-Hudeyde bölgesini işgal etmesini emretmiştir. 20 Mart 1934'te Suudi Arabistan resmen Yemen'e savaş ilan etmiştir. Böylece Suudi-Yemen Savaşı başlamıştır. Savaşta Yemen'in 37.000 Suudilerin 30.000 kişilik ordusu vardır. Savaşın başlangıcında Suudiler hızla ilerleyerek Hacara ve Necran'ı sırasıyla 7 ve 21 Nisan'da ele geçirmişlerdir. Yemen Dağlarını es geçerek Mayıs 1934'te el-Hudeyde'yi ele geçirmişlerdir. Ele geçirdikten sonra şehri yağmalamaya başlamışlardır. Hindistan Dominyon'undan gelen ticaretçileri de yağmalamakla tehdit edince Kraliyet donanmasından askerler düzeni sağlamak için intikal edince yağmalamaktan vazgeçmişlerdir. Sana'a'da kıtlık baş göstermeye başlamıştır. İmam, oğlunun kaçarken öldürüldüğüne dair söylentileri yalanlamıştır.
Yemen San'a kentine sıkışmıştır. Bölgeye ne İngiliz ne de İtalyan güçlerinin müdahale etmesi beklenmiyordur.İbn Suud imamın tahttan çekilmesini, sınır bölgesinin beş yıllık kontrolünü ve eski Asir emirinin Yemen'den sürülmesini talep etmiş ama İmam Yahya kabul etmemiştir. Suudiler tanklar başta gelmek üzere daha iyi silahlara sahip olmasına rağmen Suudi Arabistan'ın askerlerinin dağlık bölgeye adapte olamaması ve buna karşılık Yemen askerleri daha deneyimli olduğu için San'a düşmemiştir. İbn Suud savaşı sürdürecek durumu olmadığı ve yeni bir Müslüman Kardeşler isyanı çıkacağı ihtimalinden dolayı Yemen ile anlaşmaya karar vermiştir.
Yemen birlikleri Hudeyde'ye girerken, 1934
12 Mayıs 1934'te barış görüşmeleri başlamıştır. İbn Suud Yemen topraklarıyla ilgilenmediğini iddia ederek İmam Yahya'nın tahttan çekilmesi talebinden vazgeçmiş ve 20 yıllık bir ateşkes talep etmiştir. 14 Haziran 1934'te imzalanan Taif Antlaşması ile günümüzdeki Yemen-Suudi Arabistan sınırı belirlenmiştir. Yemen Krallığı; Necran, Asir ve Cizan'ı Hicaz ve Necid Krallığı'na bırakmak zorunda kalmıştır. Son Suudi birlikleri 7 Temmuz'da Yemen'den ayrılmıştır.
Foreign Affairs Dergisi'nde yazan tarihçi Hans Kohn bu çatışmayı bazı Avrupalı gözlemcilerin gerçekte İngiliz ve İtalyan çıkarlarının bir çatışması olarak değerlendirmek eğiliminde olduklarına değinmiştir. Suudlar'ın İngiltere ile Yemen'in İtalya ile bağlarının bulunmasına karşın netice olarak iki emir arasındaki rekabetin iki ülke arasındaki rekabeti beslemeyeceği değerlendirmesini yapmıştır.
Savaş sonrası
San'a Dostluk Antlaşması'na rağmen Yahya'nın uleması tarafından müzakere edilen İngilizAden Protektorası (daha sonra Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti) ile krallığının güney sınırını tanımaması, zaman zaman İngilizlerle çatışmalara neden olmuştur. 15 Ekim 1937 tarihinde İtalyan-Yemen Antlaşması uzatılmıştır.
II. Dünya Savaşı ve sonrası
İmam Yahya her ne kadar İngiliz karşıtı olup, İtalya Krallığı'nın mensup olduğu Mihver devletlerine yakın olsa da II. Dünya Savaşı boyunca izolasyonist bir politika yürütmüştür. Savaşa katılmadığı halde Türkiye gibi Yemen'de kıtlıklarla karşılaşmıştır. 1943 yılında Yemen'de büyük bir kıtlık meydana gelmiştir. Devletin rezervleri açılması İmam'a önerilse de kabul etmemiştir.
1944 yılında Kuzeydeki Devrimin Babası lakaplı şair Muhammed Mahmud ez-Zûbayirî, Mısır'dan Yemen'e dönmüş, ancak kısa süre sonra güneye kaçarak Büyük Yemen Meclisi'ni kurmuştur.
4 Mart 1946'da Başkan Harry Truman'ın Yemen kralı İmam Yahya'ya yazdığı bir mektupta Yemen Krallığını egemen bir devlet olarak tanımıştır.
İbrahim bin Yahya babası İmam Yahya 1946 yılında el-Ravda şehrinde hastalandığında birkaç komutan ve aşiret lideriyle temasa geçerek, Sana'a şehrindeki Dârü'l-Hacer, el-Salalah Sarayı gibi önemli noktaları ele geçirip babası ve kardeşi Ali bin Yahya'yı tutuklamayı iktidarı ele geçirmeyi planlamıştır. Planını şair Ahmed bin Muhammed el-Şami gibi güvendiği kişilere göstermiş fakat kimse onu desteklememiştir. Planının babasına gideceğinden endişe ettiği için Yemen'den kaçabilmek için hasta taklidi yapıp delirdiği ve sara nöbetleri geçirdiği söylentilerini çıkartmıştır. Doktorlar çözüm bulamadığı için babasına Etiopya'ya gönderilmesini tavsiye etmiştir. Tercüman olması için iyi derecede İngilizce bilen Profesör Ahmed el-Burak ile Yemen'den çıkmışlardır. Bir süre Asmara'da kaldıktan sonra Aden şehrine gitmişler ve İbrahim babasının yönetimine karşı kurulmuş olan Ahrar Partisi'ne katılmıştır.
30 Eylül 1947 tarihinde Yemen, Birleşmiş Milletlere katılmıştır. 20. yüzyılın ortalarında Yemen Yahudilerinin çoğu Yemen'i terk etmiş ve yeni kurulan İsrail'e göç etmişlerdir.
1948 yılında Hür Yemen Cemiyeti üyelerinin otoriter yönetime karşı broşürler dağıtması dolayısıyla 100'e yakın üye tutuklanmıştır.
1948 Arap-İsrail Savaşı'na küçük bir seferi kuvveti gönderilmiştir.
El-Veziri Darbesi
Abdullah el-Vezir, Mart 1948
El-Veziriler iktidarı ele geçirmek için 17 Şubat 1948'de Şeyh Ali Kardey önderliğinde San'a'nın güneyindeki Savad Hizyaz'da İmam Yahya'ya pusu kurmuşlardır. Yolun ortasına koyulmuş taş yüzünden durmak zorunda kalan konvoya Ali Kardey'in grubu ateş açmış ve İmam Yahya, torunu ve iki asker öldürülmüştür. İmam'ın cesedinde 50 mermi bulunduğu söylenmiştir. Ardından El-Veziriler krallığı yönetmesi için Abdullah el-Vezir'i atamışlardır. el-Vezir meşrutiyet ilan edip geçici Şurâ Meclisi oluşturmuştur. Mecliste başında İbrahim bin Yahya olmak üzere önde gelen altmış alim ve hukukçu vardır.
Bakan Ali bin Abdullah'ın başkanlık ettiği ve Ahmed Muhammed'in de yer aldığı yeni hükûmet kurulmuştur. Numan Tarım Bakanı olarak, Şeyh Muhammed Ahmed Numan İçişleri Bakanı olarak, Muhammed Mahmud el-Zübeyri Eğitim Bakanı olarak ve Yargıç Abdullah Al-Agbari Devlet Bakanı olarak, Hüseyin Abdülkadir Savunma Bakanı olarak, Hizmetkar Galib el-Vacih olarak Maliye Bakanı, Yargıç Ahmed el-Carafi Ekonomi ve Maden Bakanı ve Sayın Ahmed el-Mutaa Ticaret ve Sanayi Bakanı olarak göreve başlamışlardır. Prens Ali bin Yahya Hamideddin de Devlet Bakanı ve Yargıç olarak atanmıştır. Hasan el-Omari, Devlet Bakanı olarak atanmıştır.
San'a
Aden'den Kahire gazetelerine İbrahim bin Yahya imzalı "Babamız İmam Yahya Hamideddin vefat etmiştir. Ahmed el-Vezir imam seçildi ve ben de Konsey başkanıyım." bir telgraf yollanmıştır. Darbe sırasında Londra'da olan Abdullah bin Yahya babasının öldüğünü yalanlamış ve şifreli bir şekilde eklemiştir: "Koşullar karışık ve Yemen'den bazı abartılı haberlerin gelmesi anlaşılabilir."
Bu darbe Arap ülkeleri tarafından hoş karşılanmamıştır. Özellikle Suudiler ve geri kalan Arap kralları yeni hükûmeti tanımamıştır. Darbenin ardından oğlu Ahmed bin Yahya Kuzey Yemen'i dolaşarak kabileleri ve Suudi Arabistan'ı kendi ardında toplamış ve topladığı kabileler ile San'a'yı kuşatmıştır. Birkaç hafta sonra şehrin kontrolünü ele geçirmiştir. Ardına aldığı kabilelere başkenti yağmalamasına izin vermiştir. Sana'a'nın yağmalanması yedi gün sürmüş ve 250.000 civarında kabile üyesinin katıldığı varsayılmaktadır. 8 Nisan 1948'de Abdullah el-Vezir kafası kesilerek idam edilmiştir. Darbe sırasında yaklaşık 5000 kişi ölmüştür.
George Washington Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Bernard Reich'e göre İmam Yahya, ataları gibi daha iyisini yaparak Türklere ve İngiliz işgalcilere karşı kuzey yaylalarındaki Zeydi aşiretleri örgütleyerek Yemen'i birleştirerek başka bir mezarlığa çevirebilirdi.
Ahmed bin Yahya dönemi (1948-1962)
İmam Yahya, 1948'de darbede öldürülmesinin ardından oğlu İmam Ahmed bin Yahya iktidara gelmiştir. Saltanatı; artan gelişme, açıklık ve Büyük Yemen'in yaratılmasına yönelik özlemlerinin önünde duran güneydeki İngiliz varlığı konusunda Birleşik Krallık ile yenilenen sürtüşme ile damgasını vurmuştur. Ahmed bin Yahya, babasından biraz daha ileri görüşlüdür ve dış ilişkilere daha açıktır. Yine de onun rejimi, babasınınki gibi otokratiktir; en sıradan durumlarda bile onun onayı gerekiyordur. Ahmed bin Yahya, katılığı, gaddarlığı ve zulmü ile tanınırdı ve Yemenlilerin onu o dönemde Ahmed Ya Canah (Arapça:أحمد يا جناه,romanize:Ahmad ya Janah) olarak tanımlamasının nedeni de buydu ve bu özelliğinden dolayı babası, kendisine karşı çıkan isyanları -özellikle Haşid ve Tihame'de- bastırma görevini ona verirdi.
Ahmed bin Yahya, babası İmam Yahya gibi Büyük Yemen fikrine sahiptir. 1950'lerde Güney Arabistan'da İngiliz egemenliğini tanımadıktan sonra Yemen'i Aden Protektorası'ndan ayırmaya yarayan bir İngiliz-Osmanlı sınırı olan Menekşe Hattı boyunca bir dizi sınır çatışmalar yaşanmıştır. Çatışmaları İngilizler kazanmıştır.
1952 yılında İmam Ahmed, halka açık yerlerde radyo dinlemeyi yasaklamıştır.
Mart 1955'te, bir grup subay ve Ahmed'in iki erkek kardeşi tarafından yapılan bir darbe, kralı bir süreliğine görevden almıştır. Ancak darbe çabucak bastırılmıştır. Ahmed bin Yahya, Arap milliyetçileri ve pan-Arabistler tarafından desteklenen Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnâsır'ın artan baskılarıyla karşı karşıya kalmış ve Nisan 1956'da Mısır ile karşılıklı bir savunma antlaşması imzalamıştır. Mart 1958'de Yemen, Birleşik Arap Devletleri'ne katılmıştır. Ancak, bu konfederasyon Suriye'nin Eylül 1961'de Birleşik Arap Cumhuriyeti'nden ve Aralık 1961'de Birleşik Arap Devletleri'nden çekilmesinden kısa bir süre sonra dağılmıştır. Bu olaylardan sonra Yemen ile Mısır'ın ilişkileri kötüleşmiştir.
1959 yılında Sovyet Kızılhaç ve Kızılay Derneği, Yemen'in kuraklığın etkilerinin üstesinden gelebilmesi için 10.000 ton buğday göndermiştir.
Kuzey Yemen İç Savaşı (1962-1970)
1962 yılında Yemen'deki bir kralcı kampıKuzey Yemen İç Savaşı'ndaki seferi Mısır Birlikleri
İmam Ahmed, Eylül 1962'de ölmüş ve yerine oğlu Muhammed el-Bedir geçmiştir. Abdünnâsır'dan ilham alan kraliyet muhafızları komutanı Abdullah es-Sallal tarafından yönetilen Mısır eğitimli subaylar Muhammed el-Bedir'i başa geçtiği yıl onu görevden almış, San'a'nın kontrolünü ele geçirmişler ve Yemen Arap Cumhuriyeti'ni kurmuşlardır. Bu olay Kuzey Yemen İç Savaşı'nı ateşlemiştir. İmam daha sonra Suudi Arabistan sınırına kaçarak yönetimi tekrar ele geçirmek için kuzeydeki Şii aşiretlerin desteğini alarak karşı saldırı başlatması kısa bir süre sonra iç savaşı tırmandırmıştır.
Kızılhaç delegesi Andre Rocher, Prens Abdullah bin el-Hasan ile
Sovyetler; Yemen Cumhuriyetini bu olaylardan hemen sonra, 29 Eylül 1962'de tanımıştır. Suudi Arabistan ve Ürdün ise monarşistleri desteklemeye başlamıştır. 5 Ekim 1962'de Prens Hasan, Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde kralcı bir sürgün hükûmet kurmuştur. 40.447 kişilik Krallık Ordusuna karşılık 55.000 Mısır askeri, 3.000 cumhuriyetçi vardır. Sonrasında asker sayısını 130.000'e kadar çıkardığı için Altı Gün Savaşı'ında kaybetmesini hızlandırmıştır. Kralcılar Cumhuriyetçilerin sayısal üstünlüğünü azaltmak için Yemen aşiretleri ile anlaşmış ve 1965 yılında Kralcılar takriben 220.000 kişiye çıkmıştır. Mısır, 1965'in sonlarında kimyasal silah kullanmaya başlamıştır. 11 Aralık 1966'da on beş gaz bombası nedeniyle iki kişi ölmüş ve otuz beş kişi yaralanmıştır. 5 Ocak 1967'de Prens Hasan bin Yahya'nın karargahı olan Kitaf köyüne yapılan gaz saldırısında 140 kişi ölmüş, 130 kişi de yaralanmıştır. Bu olaylardan sonra Birleşik Krallık ile Amerika Birleşik Devletleri Mısır'a baskı kurmuştur. Mısır iddiaları kabul etmemiş ve bildirilen olayların muhtemelen gazdan değil, napalmdan kaynaklandığını öne sürmüştür. Kızıl Haç alarma geçmiş ve 2 Haziran'da Cenevre'de endişelerini dile getiren bir bildiri yayınlamıştır. Bern Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü, Kızıl Haç'ın raporuna dayanarak, gazın muhtemelen halojen türevler - fosgen, hardal gazı, levizit, klorür veya siyanojen bromür- olduğu yönünde bir açıklama yapmıştır. Gaz saldırıları Altı Gün Savaşları'ndan 3 hafta sonra durmuştur. Kimyasal saldırılar yüzünden tahminen 1.500 kişi ölmüş ve 2.000 kişi yaralanmıştur. Çatışmalar Mısır birliklerinin geri çekildiği 1967 yılına kadar devam etmiştir. 1968'e gelindiğinde, Sana'a'daki son bir kralcı kuşatmasının ardından 1970 yılında İslam konferansında Suudilerle anlaşma sağlanmış ve Cumhuriyetçi rejimi pekiştiren ilk daimi anayasa 30 Aralık 1970 yılında kabul edilmiştir. Çatışma sırasında her iki taraftan 100.000'den fazla kişi ölmüştür. Mısırlı tarihçiler, monarşistlerin kullandığı gerilla savaşı taktikleri nedeniyle bu iç savaşı Mısır'ın Vietnam Savaşı olarak adlandırmaktadır.
Siyaset
İmam Yahya Yemen kralı (1918-1948)
Ahmed bin Yahya Yemen kralı (1948-1962)
Muhammed el-Bedir Yemen kralı (1962-1970)
Yemen Mütevekkilî Krallığı, mutlak monarşinin uygulandığı üniter devlettir. Yönetimi elinde bulunduran Zeydîlerde imamet anlayışı vardır. İmamet anlayışı yüzünden Yemen imamları 26 Eylül Devrimi'ne kadar siyasetle ilgilenmişlerdir. 10 tane seyyidden oluşan meclis imamın ölümünden sonra sonra başa geçecek imamı seçiyordur. Memlüklere ve Osmanlılara bağlı oldukları dönemlerde bile Yemen'de, özellikle özellikle Zeydi mezhebinin daha yoğunlukta olduğu Kuzey Yemen dağlarında sözleri geçmiştir. 1926 yılında İmam Yahya oğlunu veliaht olarak atayarak hanedanlık ilkesine geçiş yapmıştır. Böylece imamlık şartları karşılayan değil, babadan oğula geçer olmuştur. Bu Zeydi geleneğinde imamın atanmasında önemli bir rolü olan Seyyid sınıfının bir kısmında düşmanlık yaratmıştır.
Dış ilişkiler
Birleşmiş Milletler toplantısında Yemenli diplomatlar, Paris, 1948
Yemen Mütevekkilî Krallığı, Arap Birliği (1945), Birleşmiş Milletler (1947) gibi ulusları örgütlerin üyesiydi. Güney Yemen o zaman Birleşik Krallık himayesinde olduğu için bütün Yemen'i temsil ediyordu.
Harry S. Truman, Hasan bin Yahya ile konuşuyorken
Gücü doğrultusunda, Yemen Krallığı çoğu zaman izolasyonist politika yürütmüştür. Yeni kurulmuş olan Yemen'i güçlendirmeye ve devletinin uluslararası tanınırlık kazanmasına yönelik adımlar atmıştır. 2 Eylül 1926'da Yemen uluslararası alanda tanınmış ve Sovyetler Birliği ile diplomatik temaslar Ankara'da gerçekleştirmiştir. İmam Yahya ile Mussolini 1926 yılında San'a Antlaşması'nı imzalayarak bir ortaklık ilişkisi kurmuştur. Böylece İtalya Krallığı İmam Yahya'yı bütün Yemen'in kralı olarak kabul etmiştir. Bunun yanı sıra, Yemen Krallığı üzerinde emelleri olan Suudi Arabistan'a karşı diplomatik destek sağlamıştır. 15 Ekim 1937 tarihinde bu antlaşma yeniden uzatılmıştır. Sovyetler Birliği ile de Sovyet-Yemen Dostluk ve Ticaret Antlaşması imzalayarak ilişkiler geliştirilmiştir. 1934 yılında Suudi Arabistan'la Taif Antlaşması imzalanarak kuzey sınırı belirlenmiş ve ticaret gibi diğer ilişkiler geliştirilmiştir. Taif Antlaşması her 20 yılda bir yenilenecektir ve geçerliliği 1995 yılında teyit ettirilecektir.
Aden'i kontrolü altında tutan Birleşik Krallık ile bütün Yemen'i kontrol etmek isteyen Yemen Krallığı'nın ilişkileri genellikle gergindir. Hatta İmam Yahya mektuplarında İngilizleringerçek istekleri ve esas gayeleri İslam'ı parçalamak ve dağıtmak, ta ki bizlere hakimiyet kurup kendilerine kul köle yapmak olduğunu yazmaktadır. Birleşik Krallık'ın demiryolu yapımı gibi teklifleri reddediliyor, sınır çatışmaları yapılıyordu. 1928'den sonra İngilizlere karşı yürütülen agresif politikalar değiştirilerek Birleşik Krallık ile San'a Dostluk Antlaşması imzalanmıştır. 1948 yılına kadar Birleşik Krallık'a karşı agresif tutum sergilenmemiştir. Ahmed bin Yahya döneminde bu tutum değişmiş ve 1950'lerde Birleşik Krallık'ın Güney Arabistan'daki egemenliğini tanımadığını ilan ederek sınır çatışmalarına girmiştir.
Muhammed el-Bedir ile Çinli diplomat Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasını imzalıyorken, 1958
4 Mart 1946'da Amerika Birleşik Devletleri başkanı Harry Truman İmam Yahya'ya yazdığı bir mektupta Yemen Krallığı'nı egemen bir devlet olarak tanımıştır. Bununla birlikte Sovyetler Birliği ile birlikte Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkiler güçlendirilmiştir. Bu ülkelerce birçok yardım yapılmıştır. 26 Eylül Devrimi'nin bir iç savaşa dönmesinin ardından bir çift başlılık meydana gelmiştir. Sovyetler Birliği ve Çin Halk Cumhuriyeti ve Mısır Yemen Arap Cumhuriyeti'ni tanıyorken Suudi Arabistan ve Birleşik Krallık Yemen Mütevekkilî Krallığı'nı tanıyordur. Suudi Arabistan kralcılara bütçe desteği sağladığı için onlara bağımlı hale gelmişlerdir. 1970'te yapılan anlaşma sonunda herkes Yemen Arap Cumhuriyeti'ni tanımıştır.
İdari bölümler
Yemen Mütevekkilî Krallığı idari açıdan üniter yapıya sahiptir. Yerel yönetimler kısıtlı da olsa güçleri vardır. Ülkenin en büyük idari birimleri livalardır (çev.'Sancak') ve en son düzenlemeye göre 8 tane liva vardır. Bu livalar mihlaflara ayrılmıştır. Yemen Mütevekkilî Krallığı'nın başkenti 1948'e kadar San'a'ydı, sonrasında Taiz olmuştur.
Osmanlı İmparatorluğu, 1918'de Yemen Vilayeti'ni İmam Yahya'ya bırakmıştır. İmam Yahya aynı yapılanmayı devam ettirirken bazı değişikliklere gitmiştir. İlk olarak Hacur kazasını, es-Şerfin bölgesini, Kahlan ve Ahnum ilçesini birleştirerek Hacce sancağını kurmuştur. Habbur ve el-Suda'yı ele geçirdikten sonra isyan çıkartan Muhsin bin Nasır Şeyban'ın ardından başına büyük oğlu Ahmed bin Yahya'yı getirmiştir. İmam'ın otoritesi yayıldıktan sonra Midi ve Abs bölgesi ihlak edilmiştir. 1922'de Kaim ve İb bölgesini Taiz sancağından ayırmış ve Zamar sancağına atadıktan sonra direkt San'a'ya bağlamıştır. Sonrasında Saada'yı ayrı bir sancak haline getirerek Liva el-Şam sancağını kurmuştur. Zamar sancağına Zabid bölgesi bağlanmış ve başına Abdullah el-Vezir getirilmiştir. Abdullah el-Vezir başka bir işe ayrılınca 1938'de İmam Yahya İbb bölgesine Taiz sancağından da toprak ekleyerek ayrı bir sancak yapılmıştır. Başına Hasan bin Yahya'yı geçirmiştir. İbb sancağına Rada kazasından Hübeyşiyye, Riyaşiyye mihlafından bir kısım alınarak eklenmiştir.
Ahmed bin Yahya döneminde Kevkeban, Tavila, Hafaş ve Melhan bölgelerini birleştirerek Mehvit sancağını kurmuştur. Sonunda Yemen 8 sancağa bölünmüştür.
Sana'a sancağı
Zamar sancağı
Taiz sancağı
İb sancağı
Hudeyde sancağı
El-Mehvit sancağı
Şam sancağı (Saada)
Hacce sancağı
Ordu
San'a Askeri Okulu
Yemen ordusu iki bölümden oluşmaktadır: Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri. Ordunun bir kısmı parası ödenen profesyonel askerler iken geri kalanı savaş zamanı çağrılan aşiret askerleridir.
Yemen daha bağımsız olmadan önce İmamların prestiji sayesinde aşiretleri yönetme yetkisine sahipti ama bu birlikler düzenli değildi. İlk düzenli Yemen ordusu Osmanlı İmparatorluğu'nun dört jandarma taburu ve üç süvari alayı oluşturmak için aşiret askerlerini toplamaya başladığı 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanmaktadır.
1920'lerde bir Yemen top
Osmanlı İmparatorluğu Yemen topraklarından çekildikten ve İmam Yahya'nın Yemen'de tam kontrole sahip olmasından sonra ilk başta Taiz Tugayı olmakla birlikte Osmanlı'daki Yemen tugayları İmam Yahya'nın safına geçmeye başlamıştır. Osmanlı döneminden kalma Yemen Tugaylarının Arabistan Yarımadasında Yemen'i savunmaya yetmeyeceğini bildiği için İmam Yahya ordu büyüklüğünü artırmıştır. San'a, Zamar, Taiz, İbb, Hudeyde, Mehvit, Liva el Şam, Hacı olmak üzere 8 tugay kurulmuştur.
Kara Kuvvetleri
Yemen Krallığı nispeten küçük bir ülke olduğu için ve 1918'de Osmanlı'nın Yemen'den çekilmesinden sonra yeterli seviyede subay, doktrine sahip olmadan orduda reformlar yapılmaya ve orduyu geliştirilmeye çalışılması yüzünden bir sürü karışıklıklar oluşmuştur. Eğitimde pratikten daha çok teorik yön hakim olmuş ve bazı subaylar zekasına, eğitimine göre değil, İmam Yahya'ya yakınlığına göre kademeleri yükseltilmiştir. Bazılarının askeri hiçbir tecrübesi olmadığı halde askeri eğitim vermeye çalışması nedeni ile de eğitimde bir kusura yol açmıştır.
Her ne kadar karışıklar olsa da İmam Yahya'nın askeri tecrübesi ve bölgedeki otoritesi nedeni ile bulunduğu bölgeye göre büyük bir orduya sahiptir. Kara Ordusu 5 kola ayrılmaktadır.
Ukfa Birlikleriİmamlık Muhafızları (Ukfa birlikleri): İmamı korumak üzere tahsis edilmiş askerî birliklerdir. Bu birliğe alınmak için üstün başarı göstermek ve İmam'a sadık olduğu kanıtlanmak zorundaydı. Ortalama 5.000 askerden oluşmaktaydı.
Muzaffer Ordu'nun askeri yürüyüşü
Muzaffer Ordu: 1919'da kurulmuş, ilk askerlerini Osmanlı İmparatorluğu'nun eski Yemen askerleri ile oluşturulmuştur. Ordu ilk kurulduğunda; cephanelikler, farklı kalibre ve ağırlıklarda hafif ve ağır topçu bataryalarına ek olarak çok sayıda çeşitli tipte yaklaşık 400.000 tüfekle dolduruldu. Her yıl, her aşiret devlete belirtilen adette asker yollamak zorunda idi. Her aşiretin, aşiret üyelerinin davranışlarını, ödüllerini ve kötülüklerini bildiren bir katip içeriyordu. Eğer bir asker hırsızlık yaparsa veya izinsiz bir şekilde orduyu terk ederse aşiret reisi imama zararını tazmin etmek zorunda idi. Ordu, asi aşiretlere boyun eğdirmek, askerî harekâtlar gerçekleştirmek ve devletteki imam, şehzade ve kamu görevlilerini korumanın yanı sıra, otoriteyi koruma, vergiler toplama gibi işlemleri de gerçekleştirir.
San'a'daki Aşiret mensupları
Savunma Ordusu: Muzaffer Ordu'nun yetersiz kalmasından dolayı 1937'de kurulmuştur. Suudiler ve İngilizlerle savaşmasının ardından Yemen'in hatırı bir sayılır bir kısmını kaybettikten sonra İmam Yahya ordusunun modernizasyona ve daha iyi eğitim şartlarına sahip olması gerektiği kanaatine vardı. Muzaffer Ordu'ya reform girişimlerinin başarısızlığı, subaylar arasında şikayetlerin ortaya çıkması ardından aydınların baskısı ile İmam Yahya yaşı ne olursa olsun tüm Silah sahipleri için zorunlu hizmete dayalı düzenli Savunma Ordusu olan yeni bir ordunun kurulmasında kararlaştırıldı.Hicaz Krallığı yıkıldıktan sonra Korgeneral Hasan Tahsin el-Fakîr Yemen'e gelip 1930'dan 1944'e kadar İmam Yahya'ya askeri danışman olarak yardımda bulundu. Bu yardımı sırasında Savunma Ordusu'nun kurulmasında büyük bir rol oynadı. Muzaffer Ordu'nun aksine teorik değil tecrübeye dayalı bir eğitime geçildi ancak bu eğitim süresi askerlerin askeri eğitim, muharebe becerileri ve askeri eğitimde ustalaşması için yine de yeterli değildi. Asker alımı Muzaffer Ordu'nun aksine sadece aşiret mensuplarından değil, zorunlu askerlik ile bütün Yemenlilerden oluşuyordu. Orduya alındıktan sonra 10 yıl boyunca dönem dönem eğitim alıyorlardı.
Ulusal Ordu: Muzaffer ve Savunma ordularına benzeyen, bağımsız bir ordudur. Komutanı Albay Muhammed Hamid'di.
Baranî Ordusu (Aşiret Ordusu): Gönüllü olarak hizmet eden düzensiz birliklerdi. Genellikle 1-2 yıl boyunca hizmet eden, kendi tüfeklerini ve erzaklarını getiren piyadelerinden ve süvarilerinden oluşuyordu. Yemen, rakiplerine karşı yürüttükleri savaşlarda esas olarak her zaman aşiretlerden gelen destekçilerine güvendiler. Bu aşiretler genellikle kuzey, kuzeybatı ve doğu bölgelerinde yaşarlar. Bu tip savaşçılar, kabile reisleri tarafından yönetilen ve düzenli bir düzeni olmayan geleneksel ulusal ordular olarak sınıflandırılır.
Hava Kuvvetleri
1930'lu yıllarda Yemen Krallığı uçağıYemen Hava Kuvvetleri MadalyonuYemen'in aldığı Junkers A35'in planı
Almanların ve İtalyanların yardımıyla 1926'de Yemen hava kuvvetleri kuruldu. İmam Yahya, 1920'li yıllardaki İngiliz-Yemen sınır çatışmalarında Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin Yemen'i bombalaması ve Yemen'in herhangi bir uçak ya da uçaksavar olmadığından buna karşılık verememesinden dolayı ülkesine uçak temin etmek için İtalya Krallığı kontak kurmuştur. Ocak 1926 yılında, İtalya'yla ilk 3'ü Nisan ayında ulaşacak bir şekilde 6 uçak teslimatı sözleşmesi yapıldı.1926 yılında 12 Yemenli uçuş eğitimi almak için İtalya'ya gönderildi, bir İtalyan ekibinin yardımıyla Yemen'de de bir uçuş okulu kuruldu. İtalya'dan gelen uçakların durumunun kötü olduğu tespit edildikten sonra İmam Yahya bu durumu İtalyanlara şikayet etti. İtalya'da bu durumdan sonra Yemen'e daha iyi uçak vermeyi kabul etti. Ağustos ayında Yemen'e daha iyi olan uçaklardan bir tanesi ulaştı. Aynı yıl Almanya'dan Junkers tasarımı Junkers A 35 ve Junkers F 13 uçaklarını satın aldı. Yemen'e teslim edilen Junkers A35 uçağı iki aydan kısa bir süre sonra düştü, mürettebatın üçü de öldü. Bu olaylardan hemen sonra İngilizlerle sınır çatışmalarına başladığı için İmam Yahya hava kuvveti kurma çabalarını durdurmak zorunda kaldı ve bütün uçakları yasakladı.
1926'da İtalyan uçuş okulundan mezun olmak için İtalya'ya gönderilen ilk Yemenli havacılık öğrencileri
1940 yıllarının sonunda Hava kuvvetleri kurma hareketi tekrar canlandı. Lübnan'dan ikinci el Junkers Ju 52/3m nakliye uçağı, Mısır'dan C64 Norseman, İtalya Cumhuriyeti'nden Douglas C-47 Skytrain uçağı alındı. 1955'te 2 tane USAAF AT-6C eğitim uçağı Suudi Arabistan tarafından Yemen Mütevekkilî Krallığı'na bağışladı. Çekoslovakya Sosyalist Cumhuriyeti ile 1957'de 24 tane İlyuşin İl-10 saldırı uçağı bir silah antlaşması yapıldı. Ancak destek malzemesi ve yedek parça eksikliği nedeniyle bu uçakların hiçbiri uçurulamadı. Aynı dönemde, Sovyetler Birliği'nden 2 tane Mil Mi-1 ve 4 tane Mil Mi-4 helikopterleri; İlyuşin İl-14 nakliye uçağı alındı ve bir Sovyet uçuş okulu Yemen'de açıldı. Uçuş okulları Çekoslovak yapımı 10 tane Zlín Z-26 eğitim uçağıyla donatıldı.
Ordu Modernizasyonu
1958 yılında Topçu Eğitim kampı
Yemen Krallığı ilk kurulduğunda Osmanlı İmparatorluğu döneminde Arap Yarımadası ve Anadolu'dan daha çok Balkanlara yatırım yaptığı için Yemen'de tarım dışında hiçbir şey bulunmamaktaydı. Osmanlı'dan çaldıkları silahlar ve İtalya Krallığı ve Birleşik Krallık'tan aldıkları tüfekler dışında hiçbir silahı yoktu. İmam Yahya bunu için 1920'lerin başında Yugoslav (veya Alman) ve Avusturya yardımıyla mühimmat fabrikası kurulmasını emretti.
1934'teki Suudi-Yemen savaştaki hezimetten sonra İmam silahlı kuvvetleri modernize etme ve genişletme ihtiyacını gördü. İtalya'dan; 6 hafif tank, 2.000 tüfek, dört uçaksavar, 4 top ve bazı iletişim teçhizatları satın aldı. Irak Krallığı'ndan ise birkaç tüfek ve iletişim teçhizatı alındı. İtalya ayrıca Sana'a'da bir uçuş okulu açtı.
el-Bedir'in tanklardan birini teftiş edereken
Amerika ve Birleşik Krallık olmak üzere Batılı ülkelerin Yemen'in silahlanması hakkında uyguladığı baskılarla rağmen İmam Muhammed el-Bedir Yemen ordusunu güçlendirmekte kararlıydı. Mısır'dan bazı askeri uzmanlar ve subay getirmek için Mısır Başkanı Cemal Abdünnasır ile anlaşma imzalandı. Ayrıca Doğu Bloğu'ndan, başta Sovyetler Birliği, Çekoslovakya ve Çin olmak üzere bazı ülkelerden Yemen'e silah sağlanması, bunların bakımı ve Yemen askerlerinin eğitilmesi üzerine anlaşmalar imzaladı. Antlaşmalar sonucunda 34 tane hafif tank, 50 tane 100mm kalibrelik tank, 100 sahra topu, 70 personel taşıyıcı, bir zırhlı araç ve 70 tane nakliye kamyonu almış oldu. Bu antlaşma, Yemen ordusu tarihinde büyük bir adım olarak kabul edilmektedir. 26 Eylül 1962 devrimi patlak verene kadar bu reformlar devam etti:
1957'de Harp Okulu yeniden açıldı ve Sana'a ve Taiz'de yeni harp okulları açıldı.
1958'de Havacılık Koleji, Astsubay Okulu, Topçu Eğitim kampı ve yeni Harp Okulu kuruldu.
1959'da Taiz'de Polis Koleji'nin kuruldu.
Sovyetler Birliği ve Mısır'dan askerler için eğitmenler getirtildi.
Yeni birlikler kuruldu:
El-Bedir Alayı: Yemen ordusundaki ilk zırhlı birlik.
Ulusal Ordu: Muzaffer ve Savunma ordu benzeri bir ordu.
Yemen komutanlığı: Orduyu doğrudan kontrol etmek için el-Bedir'e bağlı bir genel komutanlık.
Devrimden önceki ordu boyutu
Kuzey Yemen İç Savaşı'ndan önce Yemen Mütevekkilî Krallığı'nın düzenli olarak çeşitli kademelerden 40.447 kişilik bir ordusu vardı.
Muzaffer Ordu: 22.090 personel
Savunma Ordusu: 15.990 personel
Ulusal Ordu: 1.396 personel
el-Bedir Alayı: 971 personel
Coğrafya
Yemen haritası
Yemen Mütevekkilî Krallığı, bir Asya ülkesiydi. Güneybatı Arabistan'da kalan ülkenin batısında Kızıldeniz, kuzeyde Suudi Arabistan güneyde İngiliz koruması altındaki Aden Protektorası, sonrasında Aden Kolonisi, doğuda Umman, güneybatıda Babülmendep Boğazı vardı. Taif Antlaşması ve San'a Dostluk Antlaşması'nda belirlenen sınırlar dışında ülkenin sınırları belirsizdi.
Yemen Mütevekkilî Krallığı'nın toprakları kabaca bir kare şeklini andırır. 450 kilometre uzunluğunda ve 490 kilometre genişliğindedir. 17° ve 13° kuzey paralelleri ile 43° ve 45° doğu meridyenleri arasına yerleşmişti. Ülke yaklaşık 195,000km2 kareden oluşmaktaydı. Bunun neredeyse tamamı karadan oluşmaktaydı, göller önemsiz bir kısmını oluşturmaktaydı.
Yemen dağları, dünyanın en yüksek dağlarından biridir. Yemen'deki yaylalar bölgenin en sulak alanlardır. Yıllık yağış miktarı 22 inçin üzerindeydi. Yağışların çoğu yaz aylarında gerçekleşirdi. Dağlık alan olmasından dolayı kış aylarında sıcaklık donma donma noktasına yaklaşabilirdi. Yemen'de kalıcı nehirler, akarsular, göller vb. yoktu. Bölgede sıkça görülen ani sellerin çoğu Kızıldeniz'e dökülüyordu. Ülkede çöl iklimi etkilidir ve yıl içinde toz ve kum fırtınaları görülürdü.
Demografi
Din
Kuzey Yemen mezhep haritası
Şii
Sûnni
Kuzey yaylalarındaki Zeydîler yüzyıllar boyunca Yemen'de siyasi ve kültürel olarak baskın olmuşlardır. Zeydîlerin kendine özgü bir sosyokültürel yapısı olan Yemen bölgesine intikal edip devlet kurmalarından itibaren günümüze kadar devam eden varlığı, siyasî bakımdan dönem dönem muğlak ve istikrarsız bir seyir izleyerek kesintilere uğramıştır. Zeydîlerin dini-politik yönetimini kabul etmeyen Sünni halk kesiminin ilk isyanları, Yemen imamı El-Hadi İla'l-Hakk Yahya döneminde olmuştur.
Yemen Mütevevekkilî Krallığı'nın kontrol ettiği bölgelerin mezhebi yaklaşık olarak ~55% Zeydî, ~45% Sünniydi. Zeydî imamları Yemenliler tarafından Halife unvanıyla anılırlardı. Zeydî kanunları İmam Yahya birlikte imâmet prensibi Zeydîyye'nin mezhep esasları arasında yerini aldı ve Zeydîyye kurumsallaşma sürecine girdi fakat Sünniler bunu kabul etmemiştir. Ömer'e Zeydîlik hakkındaki fikri sorulduğunda Ömer hakkındaki fikrini sorulduğunda Hayırdan başka bir şey söyleyemeyeceğini söylediği için diğer mezhepler Zeydîliğe antipati duymaktadır. Bu durum Osmanlıların Zeydîleri kafir ilan etmesine kadar ilerlemiştir. Bu yüzden Yemen'de hiçbir zaman istikrar tamamen sağlanamamıştır.
Yemen Yahudileri
Yemenli Yahudi kuyumcu ve çocuğu Sana'a, 1937
Yahudilik Yemen'e gelmiş olan ilk İbrahimî dindir. Yemen'in İslam ile tanışmasına kadar Hristiyanlık ile çoğunluk diniydi. 1948 yılına kadar yaklaşık 50.000 Yemen Yahudisi Yemen Mütevekkilî Krallığı'nda yaşamaktaydı. El-Mehdi Ahmed bin el-Hasan döneminde Yahudilerin sürülmesi fakat sonrasında ekonomik sebeplerden dolayı zanaatkâr olan Yahudiler şehirden ve Müslümanlardan izole şekilde ayrı mahallelere yerleştirildiler.
Şabat günü öğle yemeğinden sonra mezmurları okuyan yahudi aile
18. Yüzyılda Yemen İmamları, Yetim Fermanı olarak bilinen, 18. yüzyıldaki kendi yasal yorumlarına dayanan ve bu yüzyılın sonunda yürürlüğe giren bir kanunu yürürlüğe koydu. Bu Fermana göre Yemen imamları ebeveynleri öldüğünde daha 12 yaşından küçük olan zimmi Yahudi çocukları Zeydi himayesine alıp onları Müslüman koruyucu ailelere teslim edip İslami öğretiyi onlara aşılamakta hükümlü oldu. Bu Ferman İslam Peygamberi Muhammed'in yetimlerin babası olması ve yetimlere bakmayı öğütlemesinden dolayı hükümdarın yetimlere bakması gerektiği anlayışından dolayı böyle düzenlenmiştir. 12 yaşından küçüklere odaklanılmasının sebebi ise Muhammed bin Abdullah'ın "Buluğ çağına ulaştıktan sonra yetimlik kalkar." diye buyurmasından dolayıdır.
Yetim Fermanı Osmanlı yönetimi sırasında (1872–1918) göz ardı edildi. Fakat 1921'de İmam Yahya Yemen'de tamamen egemen hale gelince bu kanunu tekrar yürürlüğe koydu. İngiliz tarihçi Tudor Parfitt bu durumu Yahudi çocukların zorunlu olarak Rusya'daki Çarlık ordusunda askere alınmasını getiren acımasız önlemlere benzetmiştir. Ferman ilk başlarda Osmanlı'da olduğu gibi yetkililer tarafından olabildiğince uygulanmadı. Bazı yerlerde yetkililer kaçan ve saklanan çocuklara göz yumdu fakat imam bu konuda diretkar olduğu için daha merkezi noktalarda kaçan çocukları aramak için birlikler gönderildi. Yahudi çocuk sakladığından şüphelenilen Yahudi cemaat liderleri tutuklandı ve hapishanelerde işkenceye uğradılar.
Yetim Fermanı ile müslümanlaştırılan önemli kişilerden birisi de Mishpaha gazetesinin yazarlarından Dorit Mizrahi tarafından Yahudi kökenli olduğu iddia edilen Abdurrahman İryânî'dir. İddiasına göre 1910'da İbb'de bir Yahudi ailesinde Zekharia Hadad olarak dünyaya geldi. Anne ve babasının daha o sekiz yaşında iken salgın hastalık yüzünden ölmesiyle 5 yaşındaki kız kardeşi ile Yetim Fermanı'nınca koruma altına aldılar. Kardeşiyle ayrı koruma ailelerine verilmiş ve Abdurrahman İryânî olarak değiştirdi. İryânî daha sonra Yemen Arap Cumhuriyeti'nde dini vakıflar bakanı olarak görev yaptı ve Kuzey Yemen'e liderlik yapan tek sivil oldu. Bununla birlikte çevrimiçi bir gazete olan YemenOnline'ın İryânî ailesinden birkaç kişiyle yaptığı röportajda Abdurrahman İryânî'nin yahudi olduğu iddiasını yalanlamıştır. Onlara göre 1967'de İsrailli gazeteci Haolam Hazeh tarafından ortaya atılan bir çarpıtmadır. Zekharia Haddad'ın aslında Abdurrahman İryânî'nin üvey kardeşi ve koruması olan Abdulrahim el-Haddat'tır.
Yahudiler necis olarak kabul edildi ve bu nedenle Yahudilerin bir Müslümana veya Müslüman'ın yemeğine dokunmaları yasaklandı. Bir Müslümanın yanından geçerken ona selam vermeli ve sol tarafından yürümeleri, Müslüman mahallesine girerken ayakkabılarını çıkarıp yalın ayak yürümeleri zorunlu hale getirildi. Eğer bir Yahudi bir Müslüman tarafından saldırıya uğrarsa Yahudilerin onlara karşı koymaya hakkı yoktu. Böyle durumlarda kaçma ya da etraftaki Müslümanlardan yardım isteme seçeneğine sahipti.
Ekonomi
Ulaşım
1953 yılında İtalya'da Vezir Hasan bin Yahya traktör kullanıyor.Yemen Krallığı dönemindeki bir otomobil plakası
Yemen'in çölleri ve dağlık arazisi nedeniyle ulaşım her zaman zorlayıcı ve uzun olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu'nun Yemen'e gelişinin ardından yaptırdığı birkaç yol dışında Yemen Mütevekkilî Krallığı'nda pek yol bulunmamaktaydı. Bu yolların da tamiri genellikle savaş esirleri ya da mahkûmlara yaptırılmaktaydı. Osmanlı İmparatorluğu Yemen'e bazı arabalar getirmiş olsa da Mondros Mütarekesi uyarınca askerler Yemen'den çekilirken çoğu arabayı yanlarında götürdü. Yemen'e ilk otomobil Tuğgeneral Yakup'un 1923 yılında İmam Yahya'yı ziyaret ederken hediye olarak Ford model bir otomobil getirmesiyle olmuştur. O zamana kadar Yemen'de sadece atlı araba olduğu için bu otomobil ilk başta hoş karşılanmasa da İmam Yahya bu yabancı icadın kullanımının caiz olduğunu ilan edince şehzadeler, üst düzey yetkililer, zengin tüccarlar ve rütbeli askerler otomobil satın almaya başladılar. Ana yolların ve çevre yollar dışında otomobil kullanımı yasaklandı. Kullananlara ağır para cezaları kesildi. 1950'lerin başına kadar sadece devlette önemli işte bulunanların ve Hudeyde'deki Avrupalı tüccarların arabaları vardı.
Şehirlere gidip mal satmak için giden köylüler ve nakliye için İmam Yahya millî ulaşım ve nakliye şirketi kurdu fakat bu şirketin seferleri tüm Yemen'i kapsamıyordu. Seferin olmadığı daha dağlık bölgelerde patikalar üzerinden genellikle deve, katır ve eşeklerin oluşturduğu kervanlarla ulaşım sağlanırdı. Liva el Şam, Hacı, Ma'rib ve İbb gibi çeşitli tugayların üsleri bu patikaların birleştiği noktalara kuruldu. Böylece kervanlar eşkıyalardan korunabiliyordu.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Hudeyde ile San'a'yı birbirine bağlayan bir demir yolu yapılmış, Fransızlar tarafından 1908 yılında Hudeyde limanında bazı onarımlar yapılırken, 8km'lik demir yolu inşa edilmiştir ancak liman 1912'de İtalyanlar tarafından bombalandıktan sonra Yemen'deki demir yollarına pek ilgi gösterilmemiştir. 1934 San'a Dostluk Antlaşması'nın ardından Birleşik Krallık Aden ile San'a'yı demir yolu ile birbirine bağlama fikrini İmam Yahya'ya sundu. İmam Yahya'ya göre onların gerçek istekleri ve esas gayeleri İslam'ı parçalamak ve dağıtmak, ta ki bizlere hakimiyet kurup kendilerine kul köle yapmak olduğu için bu fikri sıcak karşılamadı ve reddetti.
Galeri
Yemen Bayrağı'nın 20 Eylül 1947'de BM'de çekilmiş bir fotoğrafı
Uçuracak pilot olmadığı için kullanılmayan Sovyet uçakları.
1950'lerde Yemen Havayolları uçağı fotoğrafı
İmamlık tahtı
1912 yılında bir Yemen evi
Kuzey Yemen İç Savaşı sırasında silah eğitimi alan bir dokumacı kadın
Komutan Muhammed Şaban ve Kraliyet Muhafızları, Taiz
1958 yılında San'a Harp okulundan bir görüntü
Çizim
Hudeyde'den San'a'ya bağlanan bir yolu gösteren posta pulu
Ahmed bin Yahya için yapılmış bir posta pulu
Birleşik Arap Devletleri ile alakalı bir posta pulu
Yemen'in Birleşmiş Milletler'e katılması ile alakalı bir pul
Kuzey Yemen İç Savaşı ile alakalı bir posta pulu
Hasan bin Yahya ile alakalı bir posta pulu
Yemen Krallığı posta pulu
Yemen'in Birleşmiş Milletler'e katılması ile alakalı bir pul
Mücahidleri anmak için yapılmış posta pulu
Muhammed el-Bedir için yapılmış bir pul
Kuzey Yemen İç Savaşı ile alakalı bir posta pulu
İmam Yahya'nın konutu olan Dârü'l-Hacer
Ayrıca bakınız
Yemen tarihi
Rassi Hanedanı
Yemen devlet başkanları listesi
Birleşik Arap Devletleri
Yemen Arap Cumhuriyeti
Dipnotlar
ilk dönem adıyla Yemen Zeydi Emirliği (Arapça:الزيدية امارة اليمن,romanize:el-Memleke el-Mutevekkiliye el-Yamanīya) veya bilindik isimleriyle Yemen Krallığı (Arapça:المملكة اليمنية,romanize:el-Memleke el-Yamanīya) ve Kuzey Yemen (Arapça:اليمن الشمالي,romanize:al-Yaman al-šamāliyy), kısaca ise Yemen (Arapça:اليَمَن,romanize:el-Yemen)
Osmanlı İmparatorluğu ile Birleşik Krallık'ı kast etmektedir.
bkz. Menekşe Hattı
Şam'da doğup, büyümüş ve burada eğitim görmüş olan; Osmanlı ordusunda askerlik yapmış bir komutan
Uçurulamayan uçaklar büyük ihtimalle Şu fotoğraftaki uçaklardır.
Bu Kolejden mezun olan polisler Yemen'in ilk polisleridir.
Kategoriler:
Orta Doğu tarihindeki devletler
1918'de kurulan bölgeler ve ülkeler
Yemen tarihi
Kuzey Yemen
Tarihteki Şii devletler
Eski monarşiler
Tarihteki Arap devletleri
Asya'daki eski monarşiler
1918'de Asya'da kurulan oluşumlar
Eski Birleşmiş Milletler üyesi ülkeler
Gizli kategoriler:
Türkçeleştirilmesi gereken sayfalar
Bayrak açıklaması ya da türü parametresi içeren ülke bilgi kutusu kullanan sayfalar
Kırmızı bağlantıya sahip ana madde şablonu içeren maddeler