Osmanlı Hanedanı (Osmanlıca: خاندان آل عثمان, romanize: Hanedan-ı Âl-i Osman), Osmanlı İmparatorluğu'nu yaklaşık 623 yıl yöneten hanedandır. Osmanlılar, Osmanoğulları, Âl-i Osman ve Hanedan-ı Âl-i Osman olarak da bilinir. Hanedan, adını Osmanlı Beyliği'nin kurucusu olan Osman Bey'den alır.
| Osmanlı Hanedanı خاندان آل عثمان Hanedan-ı Âl-i Osman | |
|---|---|
| Hanedanlık ailesi | |
![]() | |
| Ülke | |
| Milliyet | Türk |
| Kuruluş | 1299) |
| Kurucu | Osman Gazi |
| Güncel durumu | Aktif değil |
| Devriliş |
|
| Son hükümdar |
|
| Ünvan(lar) |
|
| Alt kolları | Osmanoğulları ailesi |
Osmanlı hanedanın kuruluşu ve kökleri; Oğuz Türkmenlerinin 24 boyundan birisi olan Kayılara mensup olan, ayrıca imparatorluğun da kurucusu Osman Gazi'ye dayanmaktadır.
Osmanlı Hanedanı'nın 1299 yılında başlayan yönetimi, 1922 yılında Ankara Hükûmeti'nin saltanatı kaldırmasıyla son bulmuş ve "Osmanlı Hanedan Defteri"ne kaydedilen son hanedan üyesiNeslişah Osmanoğlu 2012 yılında ölmüştür.

Osmanlı Hanedanı'ndan hükümdar olanlar yaygın olarak padişah olarak bilinir. Ancak kuruluş yıllarında hükümdarlık ünvanı bey ve gazi idi ve bunun yerine daha sonra han ünvanı kullanıldı. Sultan ünvanı da Osmanlı Hanedanı'nda yaygın kullanılan bir ünvandı; ama bu ünvan erkek hükümdarların yanı sıra kadınlar için de kullanılıyordu.
Osmanlı saltanatında ünvanlar babadan oğla geçer, padişah oğulları "şehzade", kızları "sultan"dır. Şehzadelerin çocukları yine şehzade, kızları yine sultandır. Sultanların çocukları Osmanlı hanedan üyesi sayılmazlar. Sultanların erkek çocukları "beyzade" olarak anılırlardı, akrabalığı olan kimselerdir; ama silsile itibarıyla hanedandan düşerler.
Köken
Osmanlı Hanedanı'nın kurucusu Osman Bey, Anadolu Selçuklu Devleti'nin uç beylerinden biriydi. Babası da; Anadolu Selçuklu Devleti'nin, Bizans sınırında bulunan Bilecik bölgesinde uç beyliği yapan, Kayı boyu önderi olan Ertuğrul Gazi'ydi. Osmanlı hanedanının kökenleri ise; Türk ve Altay mitolojilerine göre Türklerin atası olan Oğuz Han'ın, Göksel adlı ikinci eşinden doğan Gün Han'dan başlamak üzere sırasıyla; Kızıl Buğa, Kaya Alp, Süleyman Şah ve Ertuğrul Gazi'nin önderi olduğu Kayı boyuna dayanmaktadır. Başarıların ardından Anadolu Selçuklu Devleti tarafından Osman Gazi, bulunduğu bölgenin kendisine sancak ve tuğ verilerek eyalet beyi ilan edildi. Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra küçük bir uç beyliğinin çekirdeğini oluşturduğu bu eyalet, bağımsız kaldı ve zamanla Osmanlı Beyliği olarak adlandırıldı. Kendisi de bu devletin ve hanedanın ilk hükümdarı oldu. Osman Bey'den sonra devletin başına oğlu Orhan Bey geçti.
Genel görüşe göre Osmanlı ailesinin, Oğuzların Bozok kolunun Gün Han soyuna mensup olan Kayı boyundan geldiği kabul edilmektedir. Osmanlıların etnik kökenleri hakkında bilgi veren ilk dönem Osmanlı kronikleri, genel anlamda aynı görüşü paylaşmaktadırlar. İlk dönem kroniklerinde verilen bilgiler, Oğuz Kağan Destanı ile aynıdır. Destana göre Oğuz Kağan'ın Gün Han, Ay Han, Yıldız Han, Gök Han, Dağ Han, Deniz Han olmak üzere altı oğlundan ilk doğan üç tanesi (Gün Han, Ay Han, Yıldız Han) Oğuz boylarının sağ kolunu, diğer üçü ise sol kolunu oluşturuyorlardı.Oğuz Kağan'ın her bir oğlunun dört boyu mevcuttu. Oğuz boyları ise toplamda yirmi dört boydan meydana gelmekteydi. Oğuz Han'ın altı çocuğunun oluşturduğu bu boyların Gün, Ay ve Yıldız kollarına Bozoklar (ya da Bozoklu); Gök, Dağ ve Deniz kollarına ise Üçoklar (ya da Üçoklu) denmekteydi. Orduda ve şölen adı verilen ziyafetlerde Bozoklar Han'ın sağ tarafında, Üçoklar ise sol tarafında yer alırlardı. Bozoklar'da en başta Gün Han'a mensup olan boylar, Üçoklar'da ise Gök Han'a ait boylar gelirlerdi. En başta yer alan Gün Han'ın derecelerine göre sırasıyla Kayı, Bayat, Alkaevli ve Karaevli adlı dört boyu gelirdi.
Kayı, kelime anlamı olarak "muhkem, kuvvet ve kudret sahibi" demektir. Damgaları ya da şeklinde olup, bunlar "iki ok arası bir yaylı ok"u temsil etmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşu hakkındaki bilgilerin büyük çoğunluğu, geç 15. yüzyıl ve erken 16. yüzyılda yazılmış Türkçe eserlere dayanmaktadır. Türk şair Ahmedî'nin İskendernâme isimli eseri, bu konuda yazılan ilk Osmanlı kaynağı olarak kabul edilmektedir. Yazıcızâde Ali'nin Tevârih-i Âl-i Selçuk isimli eserinde de Osmanlılar'ın Kayı boyundan geldiği kabul edilmektedir. Ahmedî'nin İskendernâme isimli eserinin Âğâz-ı Dâsitân bölümünde, Ertuğrul Gazi'nin Oğuzlardan Gök Han'ın soyundan geldiği yazmaktadır. Osmanlı tarihçisi Enverî ise, Osmanlıların Oğuz soyundan geldiğinden bahsederek Kayıların soyunu Nuh'a kadar götürdüğünü söylemiştir. 15. yüzyıl Osmanlı tarihçilerinden Şükrullâh ise Behcetü't Tevârîh isimli eserinde, Kayıları Nuh, Yafes, Kayı Han, Kara Han, Oğuz Han, Gök Alp, Kızıl Buğa, Kaya Alp, Süleyman Şah, Ertuğrul, Osman, Orhan, Murad, Bayezid, Murad ve Mehmed olarak sıralamıştır. II. Mehmed devrinde yaşayan Osmanlı tarihçisi Âşıkpaşazâde ise, Osmanlıların tarihini anlattığı Tevârîh-i Âl-i Osman isimli eserinde, Şükrullâh gibi Osmanlıları Nuh'a kadar götürmüştür. Ancak Şükrullâh'tan daha fazla isme yer vermiştir. Bunların dışında İbn-i Kemal,Naîmâ, Mahmûd el-Bayâtî,Oruç Bey,Neşrî,Kâtip Çelebi ve Mustafa Nuri Paşa gibi kronik yazarlarının kaynaklarında da bu silsileler hemen hemen benzerdir.
20. yüzyılın ilk yıllarından itibaren Herbert Adams Gibbons'un Osmanlıların gayrimüslim tebaadan geldiği iddiasıyla, Osmanlıların kuruluş ve etnik kökenleriyle ilgili yeni bir tartışma başladı. Gibbons'un iddiasına göre, Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu olan Osman Gazi, daha sonra kayınpederi olacak olan Şeyh Edebali'nin evinde onun verdiği Kur'an'ı sabaha kadar ayakta okur ve bir rüya görür. Rüyasında melek ona; bu ebedi sözleri büyük bir saygıyla okuduğundan dolayı, çocuklarının ve çocuklarının çocuklarının neslinin büyük bir onura sahip olacağını söyler. Osman bu sayede Müslüman olur. Gibbons'a göre Osman, Moğol istilasından kaçarak Söğüt'e gelen küçük bir aşiretin beyidir. Yine yazara göre Osmanlılar, özellikle İslam dinini kabul eden Rumlar ile birlikte Türk ırkının dışında yeni bir ırk oluşturmuşlardır. Gibbons bu düşüncesiyle Osmanlıların Oğuz ve Kayı soyundan geldikleri görüşünü kabul etmemiştir.
Alman tarihçi Josef Markwart, Dîvânü Lugati't-Türk'te geçen Kayları Kayı olarak kabul etmiştir ve bununla birlikte Osmanlıların Moğolların Kay kabilesinden geldiklerini ve Türkleşmiş bir Moğol olduklarını iddia etmiştir. Mehmet Fuad Köprülü ise Dîvânü Lugati't-Türk'te hem Kaylardan hem de Kayılardan (Kayığ) bahsedilmesi nedeniyle Markwart'ın bu tespitinin yanlış olduğunu belirtmiştir.
Tarihçi Paul Wittek ise, Osmanlıların şecerelerinin Oğuzların Kayı boyuna bağlı olmadığını savunmuştur. Wittek'e göre Kayı boyu ile ilgili şecereler, devletin kuruluşundan 150 yıl sonra yazılmaya başlanan Osmanlı kroniklerine dayanan efsaneleştirilmiş öykülerdir. Paul Wittek çalışmalarında Osmanlı kroniklerini sık kullanan tarihçilerden bir tanesi olsa da, Osmanlı'nın etnik geçmişi hakkında kroniklere güvenmemiştir. Osmanlı'nın toplama bir kabile olduğunu ve devleti Anadolu'nun uçlarında yaşayan gazilerin kurduğunu savunmuştur. Ayrıca II. Murad devrinden sonra Kayı ve Oğuz unsurlarının diğer beylikleri kontrol altına almak ve üstünlük kurmak amacıyla çokça vurgulandığı görüşünü belirtmiştir.Rudi Paul Lindner da Kayı boyu şecerelerinin II. Murad devrinde diğer beyliklere karşı üstünlük sağlamak için uydurulduğunu iddia etmiştir. Lindner, 15. yüzyıl kroniklerine dayanarak Osmanlıların soyunu Oğuzlara çıkarmanın inandırıcı olmayacağını söylemiştir. Lindner, Osman'ın devleti yanındaki göçebelerle birlikte kurduğunu iddia etmiştir.
Türk tarihçi Prof. Dr. Feridun Emecen, 15 ve 16. yüzyıla ait bazı tahrir defterlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nda Kayıların mevcut olduğunu belirtmiştir. O yıllarda Kayı boyuna mensubiyetin çok cazip olmadığı için, Osmanlıların diğer Anadolu Türkmen beyliklerine karşı üstünlük kurmak amacıyla böyle bir iddiada bulunmayacaklarını söylemiştir.Mehmet Fuad Köprülü de Feridun Emecen ile hemen hemen aynı görüşleri paylaşmıştır. Köprülü, Osmanlıların meşruiyet kazanmak amacıyla sonradan bir silsile uydurmadığını söylemiştir. Köprülü, böyle uydurma bir iddiada saray tarihçilerinin de ortak bir anlatıyı yazacaklarını savunarak, günümüzdeki kroniklerde bu konuyla ilgili farklılıkların olduğunu ve bunun sonucunda Kayı boyu görüşünün uydurma olmadığını belirtmiştir.
İsmail Hakkı Uzunçarşılı da Kayıların varlığını kesin olarak kabul eden tarihçilerdendir. Uzunçarşılı'ya göre Osman Gazi'nin ele geçirdiği toprakları Oğuz geleneğine göre yakınlarına ve silah arkadaşlarına dirlik olarak pay etmesi, Kayı görüşünün gerçek olabileceğinin en önemli işaretlerinden birisidir.
Prof. Dr. Halil İnalcık ise II. Murad zamanında, Timur'un Cengiz Han'ın soyundan gelmesini üstünlük unsuru sayarak Osmanlılar'a karşı egemen olmak istediğini ve buna karşı ise Osmanlıların Kayı boyu ve Oğuz hikâyesini uydurduklarını söylemiştir. Bu tarihten sonra ise dünyaya gelen şehzadelere Oğuz ismi konulmaya başlanmış, çeşitli silah ve topların üzerine de Kayı damgası işlenmiştir. Mehmet Ali Kılıçbay'a göre, I. Murad zamanında Osmanlıların Anadolu beyliklerinin üzerine gitmeye başlamasıyla ortaya çıkan soylu-soysuz tartışmaları sonucunda, Osmanlılar Kayı boyunu ortaya atarak diğer beyliklere üstünlük sağlamak istemiştir.
| Oğuz Kağan | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Gün Han | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Kayı | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Saçıkaralılar | Kurtlu | Kızılkeçili | Karakeçili | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Atçekenler (Tanrıdağı Türkmenleri) | Sarıkeçili | Haculu | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Osmanlı Hanedanı | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Fatih Kanunnamesi
Fatih Sultan Mehmet'in saltanatının son yıllarında oluşturulan "Kanunname-i Âli Osman", daha önceki padişahların yazılı kurallarını bir araya getirmekle birlikte, devlet yönetimini aşırı merkeziyetçi bir yapıya dönüştürmüş ve padişahı mutlak hakim kılmıştır. Fatih Kanûnnâmesi olarak anılan bu düzenlemede, tahta çıkan şehzadenin, erkek kardeşlerini devletin zarar görmesini engellemek için öldürmesine yasallık kazandırmıştır.
Hanedanın sonu
Osmanlı Hanedanı'ndan son padişah olan Vahideddin, I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmış Osmanlı İmparatorluğu'nun da son hükümdarıydı. Anadolu topraklarının bölünmesini öngören Sevr Antlaşması'na karşı Anadolu'da gelişen Türk Kurtuluş Savaşı'nın başarıya ulaşmasının ardından son padişah Vahideddin, küçük oğlu Mehmed Ertuğrul ve hareminin mensuplarıyla birlikte Dolmabahçe Sarayı'ndan bir kayığa binerek Boğaziçi'nde demirlemiş olan HMS Malaya adlı İngiliz zırhlısı ile İstanbul'dan ayrıldı.
Günümüz
Günümüzde Osmanlı Hanedanı ile soy bağı olanların bir kısmı Türkiye'de, bir kısmı ise yurt dışında değişik ülkelerde yaşamaktadırlar. Bu kişilerden şehzade ünvanını devam ettiren erkek çocukların en yaşlısı ve kıdemli üyesi ise "Hanedan reisi" adıyla adlandırılmaktadır. Osmanlı Hanedanlığı ise 1922 yılında Ankara Hükûmeti tarafından saltanatın kaldırılması ile son bulmuştur. Osmanlı Hanedanı 1922 tarihine kadar hâlen Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'nde muhafaza edilen Osmanlı Hanedan Defteri'ne kaydediliyordu. Bu deftere kaydedilen son hanedan üyesi Neslişah Sultan 2 Nisan 2012 tarihinde ölmüştür. Bu nedenle günümüzdeki kayıtları aile içerisinde tutulan Osmanoğulları ailesindeki "Hanedan reisi" kullanımı ile "Osmanlı Hanedanı"ndaki kayıtları "Osmanlı Hanedan Defteri"ne kaydolan "Hanedan reisi" kullanımı birbirlerinden farklıdır.
Osmanlı sultanları ve halifeleri
İlhanlı Hanı Hülagü, 1258'da halifeliğin merkezi konumundaki Bağdat'ı fethetmiş, Abbasi soyundan gelenleri de öldürerek bu makama son vermişti. Fakat fetih sırasında kaçan bazı Abbasi üyeleri, Memlüklüler'e sığınarak burada halifeliği tekrar ilan ettiler (13. yüzyıl). Bu halifeliğin dini törenlerde protokolde durmaktan başka bir siyasi otoritesi yoktu. Bu şekilde yaklaşık üç yüz yıl devam eden bu durum I. Selim'in Mısır'ı fethetmesiyle sona erdi. Hilâfetin koruyuculuğu Osmanoğullarına geçti. O dönemin halifesi III. Mütevekkil İstanbul'a getirilerek hayatını siyasi yetkisi olmadan burada geçirmiştir.
1 Kasım 1922 tarihinde saltanatın kaldırılmasından sonra daAnkara Hükûmeti halife olarak, TBMM'nin seçtiği Abdülmecid Efendi'den, sadece "Halife-i Müslimîn" (Müslümanların Halifesi) ünvanını kullanması ve gösterişli hareketlerde bulunmamasını istemişti. Abdülmecid Efendi, TBMM yönetimi tarafından halife seçildikten sonra kendisine verilen talimata aykırı olarak, Halife-i Müslimîn ünvanından başka sıfat ve ünvanlar kullanarak, Cumhuriyet hükûmetinin talimatı dışına çıktı. Bir taraftan Abdülmecid Efendi'nin söz konusu davranışları halifeliğin kaldırılması için bahane edilerek ve diğer taraftan da başka sebepler ileri sürülmek suretiyle, Hilâfet müessesesi 3 Mart 1924 tarihli Halifeliğin kaldırılması ve Hanedan-ı Osmaniye'nin Türkiye Cumhuriyeti memâlik-î hariciyesine çıkarılmasına dair kanûn ile sona erdirildi.
Aynı oturumda daha önce Şer'iye ve Evkaf ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti'nin İlgasına Dair Kanun ile Tevhid-i Tedrisat Kanunu da kabul edilmiş ve Diyanet İşleri Reisliği'nin kurulması kararlaştırılmıştır.
Soyağacı
| Süleyman Şâh / Gündüz Âlp (?–1227) | Hayme Hatun | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Ertuğrul Gazi أرطغرل غازی (1227–1281) | Halime Hatun | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 1. (Gazi-Bey) I. Osman عثمان غازى 1281-1326 | Malhun Hatun | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 2. (Gazi-Bey) Orhan Gazi اورخان غازی 1326-1359 | Nilüfer Hatun | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 3. (Hüdâvendigâr) I. Murad Han مراد اول خداوندگار 1359-1389 | Gül-Çiçek Hatun | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 4. (Yıldırım-Gazi) I. Bayezid ییلدیرم بايزيد الأول 1389-1403 | Devlet Hatun | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 5. (Çelebi-Kirişçi) I. Mehmed چلبی محمد 1421-1423 | Emine Valide Hatun | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 6. (Koca Sultân) II. Murad مراد ثانى 1421-1451 | Hadice Âlime Hümâ Valide Hatun | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 7. (Fatih Sultân) II. Mehmed محمد الثانى الفاتح 1432-1481 | Emîne Gül-Bahar Valide Hatun (Öz Anne) & Sitt-î Mükrîme Hatun (Üvey Anne) | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 8. (Sultân Bayezîd-i Velî Han) II. Bayezid بايزيد ثانى 1481-1512 | Gül-Bahar Hatun (Üvey Anne) & Ayşe Hatun (Öz Anne) | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 9. (Yavuz Sultân Selim Han) I. Selim Gazi سليم الأول 1512-1520 İlk Osmanlı Halifesi (1517-1520) | Hafîze (Hafsa) Vâlide Sultân | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 10. (Kanûnî Sultân Süleyman Han) Muhteşem Süleyman القانونى سليمان 1520-1566 | Hürrem Haseki Sultân خرم سلطان | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 11. (Sarı Selim) II. Selim Han سليم ثانى 1566-1574 | Afîfe Nûr-Banû Vâlide Sultân | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 12. (Sefih Sultân) III. Murad مراد ثالث 1574-1595 | Sâfiye Vâlide Sultân | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Handan Vâlide Sultân (Öz Anne) | 13. (Adlî) III. Mehmed محمد ثالث 1595-1603 | Hâlime / Fûl-Dâne Vâlide Sultân (I.Mustafa’nın Öz / Mânevî Annesi) | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Mâhirûze Hadice Vâlide Sultân ماہ فروز خاتون | 14. (Bahtî) I. Ahmed احمد اول 1603-1617 | Mâh-Peyker Kösem Vâlide Sultân كوسم سلطان | 15. (Deli) I. Mustafa مصطفى اول 1617-1618 1622-1623 | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 16. (Genç - Şehid) II. Osman عثمان ثانى 1618-1622 | 17. (Bağdad Fatihi, Sahib-î-Kıran) IV. Murad مراد رابع 1623-1640 | Turhan Hatice Vâlide Sultân تورخان سلطان | 18. (Girit Fâtihi, Şehid Han) İbrahim Gazi ابراهيم اول 1640-1648 | Sâliha Dil-Âşûb Vâlide Sultân صالحہ دل اشوب سلطان | Hatice Mû’azzez İkinci Haseki Sultân معزز سلطان | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Meh-Pâre Ummetullah (Emetullah) Râbi’a Gül-Nûş Vâlide Sultân رابعه کلنوش سلطان | 19. (Avcı-Gazi) IV. Mehmed Han محمد رابع 1648-1687 Vak’a-i Vakvakiye: 26 Şubat 1656 | 20. (Gazi-Han) II. Süleyman سليمان ثانى 1687-1691 | 21. (Gazi-Han) II. Ahmed احمد ثانى 1691-1695 | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Sâliha Sebkat-î Vâlide Sultân صالحہ سلطان | 22. (Gazi-Han) II. Mustafa مصطفى ثانى 1695-1703 Edirne Vak’ası: 15 Temmuz 1703 - 22 Ağustos 1703 | Şâh-Süvar Vâlide Sultân شھسوار سلطان | Emine Mihr-î-Şâh İkinci Kadın Efendi امینه مھرشاہ قادین | 23. (Lâle Devri Padişâhı, Gazi) III. Ahmed Han احمد ثالث 1703-1730 Patrona Halil İsyanı: 28 Eylül 1730 | Râbi’a Şerm-î Kadın Efendi رابعہ شرمی قادین | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 24. (Kambur-Gazi) I. Mahmud محمود اول 1730-1754 | 25. (Sofu Sultân) III. Osman عثمان ثالث 1754-1757 | Mihr-î-Şâh Vâlide Sultân مھرشاہ سلطان | 26. (Yenilikçi Sultân) III. Mustafa مصطفى<ثالث 1757-1774 | Ayşe Sine-Pervar (Seniyeperver) Vâlide Sultân عایشه سینه پرور سلطان (Öz Anne) & Baş İkbâl Nüzhet-Zâde Nükhet-Sedâ Hânım Efendi (Üvey Anne) | 27. (Islâhatçı Sultân) (Gazi-Han) I. Abdülhamid عبد الحميد اول 1774-1789 | Nakş-î-Dil Vâlide Sultân نقش دل سلطان | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 28. (Bestekâr Sultân, Nizâmî, Şehid) III. Selim سليم ثالث 1789-1807 Kabakçı Mustafa İsyanı: 25 Mayıs 1807 | 29. (Bî-gâne Sultân) IV. Mustafa مصطفى رابع 1807-1808 | Bezm-î Âlem Vâlide Sultân | 30. (İnkılâpçı Sultân) II. Mahmud محمود ثانى 1808-1839 Vak’a-i Hayriye: 16 Haziran 1826 | Pertav-Nihâl (Pertevniyâl) Vâlide Sultân | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Şevk-Efzâ Vâlide Sultân | Tîr-î-Müjgan Üçüncü Kadın Efendi (Öz Anne) & Rahîme Pîristû Vâlide Sultân (Mânevî Anne) | 31. (Tanzimâtçı Sultân) Abdülmecid عبد المجيد اول 1839-1861 | Gül-Cemâl Dördüncü Kadın Efendi | Gül-İstü (Gülistan Münire) Dördüncü Kadın Efendi | 32. (Bedbaht - Şehid) Abdülaziz Han عبد العزيز 1861-1876 | Hayrân-î-Dil Kadın Efendi | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 33. (Deli) V. Murad مراد خامس 1876 | 34. (Gazi) II. Abdülhamid عبد الحميد ثانی 31 Ağustos 1876 - 27 Nisan 1909 I. Meşrûtiyyet: 23 Kasım 1876 - 13 Şubat 1878 II. Meşrûtiyyet: 3 Temmuz 1908 31 Mart Vak’ası: 13 Nisan 1909 | 35. (Sultân Reşâd) V. Mehmed محمد خامس 1909-1918 Çanakkale Savaşı: 18 Mart 1915 | 36. (Vahîdü'd-Dîn) VI. Mehmed محمد سادس 4 Temmuz 1918 - 18 Kasım 1922 Mondros Mütarekesi: 30 Ekim 1918 İstanbul'un işgali: 13 Kasım 1918 Sevr Antlaşması: 10 Ağustos 1920 Saltanat’ın Lağvı: 1 Kasım 1922 | (Son Halife) Abdülmecid Efendi عبد المجيد الثانى 18 Kasım 1922 - Hilâfet’in Lağvı: 3 Mart 1924 | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ayrıca bakınız
- Osmanlı İmparatorluğu kronolojisi
Notlar
- ^ Kâşgarlı Mahmud, Dîvânü Lugati't-Türk adlı eserinde Oğuzların 22 boyunu listelese de toplamda 24 boy olduğunu belirtmiştir. Kaşgarlı, Divân'ın üçüncü cildinde "Türkmenler aslında 24 kabiledir" cümlesiyle(Kaşgarlı, I, 1992) konargöçer Türkmen olan Halaç ve Karlık boylarını Oğuzlardan ayrı saymıştır. Bknz:
- Ataniyazov, Soltanğa. "Türkmen Boylarının Geçmişi, Yayılışı, Bugünkü Durumu ve Geleceği" (PDF). 28 Mart 2017 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi.
