| Makale serilerinden |
![]() |
| Bu makale, konuyla ilgili bir serinin parçasıdır |
| Türk müziği |
|---|
![]() |
Türk müziği, kökenleri 11. yüzyılda Selçuklu Türklerinin Anadolu ve İran'a göç ettiği döneme kadar uzanan bir müzik türüdür. Modern popüler müziğin önemli bir bölümü ise 1930'ların başındaki Batılılaşma sürecine dayanır. Âşıklık geleneği, atışma, türkü söyleme kültürü ve düğün dansları, aile ve arkadaş çevresinde eğlenme biçimi olarak varlığını sürdürdü. Ancak müzik endüstrisinin gelişmesiyle günlük yaşamda dinlenen müzik ile geleneksel müzik arasında fark oluştu. Buna rağmen Türk toplumunda, yeni kuşaklar da dâhil olmak üzere, nostaljik müzik kültürü güçlü bir şekilde varlığını korumaktadır.
Türkiye'de birçok şehir ve kasaba, çeşitli bölgesel müzik tarzlarını besleyen canlı yerel müzik sahnelerine sahiptir. 1960'lara kadar Türk müzik sahnesine Türk sanat müziği ve Türk halk müziği hâkimdi; bu dönemde Âşık Veysel, Âşık Mahzuni Şerif ve Zeki Müren gibi isimler öne çıktı. 1970'lerde ise Cem Karaca, Barış Manço, Erkin Koray ve Selda Bağcan gibi sanatçıların öncülüğünde Anadolu rock ve groove etkili müzik gelişti. 1980'lerin sonlarına doğru arabesk müzik, tüm ülkeyi etkisi altına aldı; bu dönemde Orhan Gencebay, Müslüm Gürses ve Ferdi Tayfur, ana akımı tamamen domine etti. Bu süreçte Ajda Pekkan ve Sezen Aksu gibi önemli isimlerin etkisi de görece azaldı. 1990'ların başında ekonomik ve toplumsal açılımların etkisiyle pop müzik yeniden yükselişe geçti. Tarkan ve Sertab Erener gibi uluslararası başarı kazanan Türk pop yıldızları ortaya çıktı.
1990'ların sonlarında, ana akım pop ve arabesk müziğin aşırı ticarileştiği yönündeki eleştirilere karşı bir tepki olarak, alternatif rock, elektronik müzik ve hip-hop müzik yükselişe geçti. Rock dünyasında Şebnem Ferah, Duman ve Mor ve Ötesi; hip-hop ve rap dünyasında Ceza ve Sagopa Kajmer; elektronik ve etnik sentezde ise Mercan Dede gibi isimler ön plana çıktı. 2010'lu yıllarda, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Son Feci Bisiklet, Adamlar ve Dolu Kadehi Ters Tut gibi ana akım popun dışında kalan, indie müzik grupları ortaya çıktı. 2020'li yıllara gelindiğinde ise müzik dünyası dijitalleşmenin etkisiyle köklü bir değişim yaşadı. Elektronik dans müziği ve drill müzik ana akıma girerek listelerde üst sıralarda yer almaya başladı.
Orta Asya Türk müziği
Türklerin İslamiyet'i kabullerinden çok önce dinî törenleri yöneten şaman, kam ya da baksı, elinde belirli sesler çıkaran demir parçalarının bağlı bulunduğu bir değnekle topluluğu etkiliyordu. Bu törenlerde davulun da önemli bir yeri vardır.
Çin'in kütüphane, Hun Türkleri'nde, Uygur Türkleri'nde, Selçuklu Hanedanı'nda ve Osmanlılar'da müziğe büyük yer ve önem veriliyordu. Ozanları ve kopuzcuları olmayan hiçbir Selçuklu ordusu yoktur. Yine Eski Türk Hakanlarının saraylarında ve ordugahlarında musiki takımları 9 kök denilen eserleri her gün çalardı.
Geleneksel Türk müziği
Geleneksel Türk müziği, Osmanlı döneminde halk ve üst kültür çevresinde gelişen olmak üzere ikiye ayrılır. Geleneksel olarak Türk müziği çeşitli ortamlarda şöyle belirir:
- Şehirlerde, saray çevresinde ve konaklarda
- Kâr, beste, semai, şarkı
- Tekkelerde
- Naat, ayin, durak, ilahi, nefes, niyaz
- Köylerde
- Türkü, bozlak, uzun hava, zeybek, oyun havası
- Sınır boylarında
- Serhat türküsü
- Kışlalarda
- Mehter müziği
Halk müziği ve "klasik" Türk müziği arasında çok önemli bir bağ vardır. Nitekim türkülerin pek çoğunda klasik musiki makamları kullanılmıştır. Aynı şekilde, türkü, köçekçe, oyun havası, sirto, vb. halk musikisi formları klasik Türk musikisinde kullanılmıştır. İsmail Dede Efendi, Şakir Ağa, Şevki Bey gibi büyük klasik musiki bestekârlarının hemen hepsinin halk musikisi formlarını kullandıkları gözlemlenir.
Türk halk müziği
Türk halk müziği örnekleri genelde sözlü olmakla beraber, sözsüz dans müziklerini de içerir.
Halk türkülerinin ölçülü olanına kırık hava, ölçüsüz olanına uzun hava denir. Uzun havalar Anadolu'nun değişik bölgelerinde bozlak, türkmani, maya, hoyrat, divan, ağıt gibi adlarla anılır. Bunlar genellikle Karacaoğlan, Ruhsati, Sümmani ve daha birçok tanınmış halk ozanının deyişleri üzerine yakılmıştır.
Kırık havalar ise koşma, yiğitleme, güzelleme, taşlama, ninni ve daha başka adlar altında kümelenir. Bunlar da genellikle gurbet, ayrılık, sıla hasreti, ölüm, askere gidiş, yiğitlik, düğün, çocuk sevgisi, kız kaçırma gibi köye has toplumsal bir olayı konu alır, sadelik, içtenlik, duygululuk gibi özellikler gösterir, yerel renkler taşır. Türk halk müziğinin melodi yapısı incelendiğinde bu melodilerin ses genişlikleri bakımından bir oktav (sekiz ses sınırı) tamamlayan dizi ve tonaliteyi kesin şekilde belirtmeyen ikili ile beşli aralıkları içinde yapılandırılmış olduğu görülür. Bununla birlikte dizi ve tonaliteyi belli eden sekizli ve daha geniş sınırlı melodiler de çoktur. Basit ve birleşik ölçülerden başka aksak ölçüleri içeren Türk halk müziği, ezgiler ve formlardan oluşur.
Klasik Türk müziği
Osmanlılar yalnız musiki sanatına değil musiki ilmine de büyük önem verdiler. Türk müziğinin Arap, Acem, eski Yunan ve Bizans asıllı olduğunu ileri sürenler vardır. Ancak Klasik Türk müziği genel nitelikleri bakımından Türk asıllıdır. Osmanlı uygarlığı her alanda büyük bir sentez geliştirdiği gibi, Türk müziği potasında yerel pek çok renk bu müziğin parçası haline gelmiş ve bunun karşılığında da Osmanlı musikisi devletin kapsadığı topraklar ve ötesine büyük etkilerde bulunmuştur.
İstanbul'un alınmasından sonra Topkapı Sarayında kurulan Enderun Musiki Mektebi ve özel meşkhanelerde eğitime geçilmesiyle daha belirli olarak kurallaşan ve klasik bir müzik niteliği kazanan Klasik Türk müziği altı dönemde incelenir. Birinci dönem; hazırlayıcı dönemdir ve başlangıcından Meragalı Abdülkadir'e (1360-1435) kadar uzanan dönemdir. İlk klasik dönem, ikinci klasik dönem, yeni klasik dönem gibi dönemlerden günümüze gelir.
Klasik Batı müziği
Türkiye'de Cumhuriyet Döneminde girişilen devrim hareketleri sanat konularına da yöneldi. Daha çok Klasik Batı müziğine önem verilirken, 1924'te Ankara'da Musiki Muallim Mektebi kuruldu. Osmanlı sarayındaki müzik topluluğu başkente getirilerek Riyaseti Cumhur Filarmoni Orkestrası adıyla konserler vermesi sağlandı ve yetenekli gençlerin gelişmiş Avrupa ülkelerine gönderilip yetiştirilmesi hareketi başladı. İstanbul'da çalışmalarını sürdüren Darrültalimi Musiki adlı okul yeni bir yönetmelikle konservatuvar haline getirildi.
Çok sesli sanat müziğinde sesini Batı'da ilk duyuran Türk sanatçı Cemal Reşit Rey oldu. Öğrenimlerini devlet adına yurt dışında yapan Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit Alnar, Ahmet Adnan Saygun, Necil Kazım Akses dönüşlerinde Ankara Musiki Muallim Mektebi'nin öğretmen kadrosuna katıldılar. Bu sanatçılar Türk Sanat Tarihinde Türk Beşleri olarak anıldılar. Eserlerinde genellikle batı müziği ilkeleri halk müziğinden gelen ögelerle birleştirilmiştir. Ahmet Adnan Saygun'un Özsoy adlı bir perdelik operası 1924'te Ankara Halkevi'nde sahnelendi. Aynı bestecinin ikinci eseri Taşbebek de 1934'te başarı ile oynandı. Opera ve bale temsillerini gerçekleştirmek amacı ile Ankara Devlet Konservatuvarı'na bağlı bir Tatbikat Sahnesi 1940 yılında çalışmalarına başladı. Yetenekli gençlerin seçimi ile eğitime geçildi. İzleyen yıllarda Ahmet Adnan Saygun' un Kerem, Nevit Kodallının Van Gogh ve Gılgamış, Sabahattin Kalender'in Nasrettin Hoca, Ferit Tüzün'ün Çeşmebaşı eserleri sergilendi. Ankara'dan sonra İstanbul ve İzmir'de kurulan devlet konservatuvarları eğitime başladı.
1940 yılından bu yana genç yetenekler için uygun bir ortamın doğuşu yurt dışında da ün ve ilgi derleyen yorumcuların yetişip gelişmesini sağladı. Soprano Leyla Gencer, bariton Orhan Günek bu hareketin öncüleri oldular. Onları bas yorumcusu olarak Ayhan Baran, soprano Ferhan Onat ve soprano Suna Korat izlediler. Enstrüman yorumcusu olarak piyanist Ergican Saydam, kemancı Ayla Erduran, Suna Kan, piyanist Ayşegül Sarıca, İdil Biret, Hülya Saydam ve Verda Erman yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da büyük ilgi gördüler.
Diğer türler
Türk pop müziği
Türk pop folk müziği iki kısımda incelenir: Anadolu Rock ve Anadolu pop. Türkülerin batı enstrümanları ile söylenmesi sonucu oluşmuş müzik türüdür. En önemli temsilcisi Modern Folk Üçlüsüdür. Selda Bağcan bu akımda önemli bir yer tutar. Kubat, Ayşegül, Orhan Hakalmaz ve Yavuz Bingöl bu akımda yer alan diğer günümüz sanatçılarıdır. Pop folk olarak adlandırılan Balkan ve Orta Doğu müziği etkili Arabesk müzikten tamamen ayrışmıştır.
Arabesk müzik
Fransızcadan Türkçeye geçen arabesk sözcüğü "Arap tarzı" anlamına gelir. Arabesk, Arap müziği değil; Arap ezgilerinden ve usûllerinden esinlenen bir Türk müziği türüdür. Klasik Arap müziğinin Klasik Türk müziğinden geniş ölçüde ayrılması sebebiyle Arap müziği Türkiye'de benimsenmemiş, fakat sonra Türk sanat müziği ve Türk halk müziğine Arap ezgileri ve usûlleri eklenerek arabesk müzik doğmuştur. Ayrıca bu müzik tarzı, toplumun kırsal kesiminin konuştuğu dili iyi kullanmış, tasavvufa dayalı bir literatür de oluşturmuştur.
Fantezi müzik
Türk sanat müziği kalıplarının dışına çıkılarak oluşturulan, Türkiye'ye özgü bir müzik türü. Özellikle seksenlerde parlayan bu tarzdaki eserler; serbest yapıda, çoğunlukla birkaç bölümlü, her bölümü başka bir tempo ya da ayrı bir usulle bestelenmiş şekildedir.
Türkçe rap
Türkçe sözlü rap müzik 1980'li yılların sonunda, 1990'lı yıllarda patlama yaşamış bir müzik türüdür.
Türk müziğinde yöresel tarzlar
Türkiye'de her tür hemen hemen her bölgede görülmekte olup bölgeler arasında bazı farklar da görülmektedir. Türkiye'deki yörelere göre müzik tarzları şu şekildedir;
- Trakya müziği
- Karadeniz müziği
- Ege müziği
- Marmara müziği
- Doğu Anadolu müziği
- Güneydoğu Anadolu müziği
- İç Anadolu müziği
- Türk müziği
