Destek
Ücretsiz İndirme ve Bilgi Platformu

Komünist toplum ya da Komünist sistem, Marksist düşünce içinde, komünizmin siyasi ideolojisinin nihai hedefini temsil eden, üretici güçlerdeki teknolojik ilerle

Komünist toplum

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Komünist toplum ya da Komünist sistem, Marksist düşünce içinde, komünizmin siyasi ideolojisinin nihai hedefini temsil eden, üretici güçlerdeki teknolojik ilerlemelerden ortaya çıkacağı varsayılan toplum ve ekonomik sistem biçimidir.Komünist toplum, üretim araçlarının ortak mülkiyetine dayanır. Tüketim maddelerine serbest erişim sağlanır ve toplum sınıfsız, devletsiz ve parasız bir yapıya sahiptir. Bu düzen, emeğin sömürülmesinin sona erdiği bir sistemi ifade eder.

Komünizm, üretim teknolojisindeki ilerlemeler ve buna bağlı olarak üretim ilişkilerindeki değişimlerden kaynaklanan maddi zenginlik bolluğuna dayanan bir sosyoekonomik gelişim aşamasıdır. Bu aşama, ihtiyaçlara göre dağıtımı ve özgürce bir araya gelmiş bireylerin oluşturduğu sosyal ilişkileri mümkün kılacaktır. Komünist toplum kavramı, Marksizm-Leninizm'in herhangi bir çeşidini benimseyen bir parti tarafından yönetilen devlete atıfta bulunan Batı'daki "komünist devlet" kavramından farklıdır ve bu iki terim birbirinden ayrılmalıdır.

Xue Muqiao, sosyalist üretim biçimi içinde çeşitli aşamalar olduğunu yazmıştır. Su Shaozhi ve Feng Langrui yazılarında sosyalist üretim biçimi içinde iki alt bölüme yer vermişlerdir.Bbirinci aşama kapitalist üretim biçiminden sosyalist üretim biçimine geçiştirki bu proletaryanın iktidarı ele geçirip proletarya diktatörlüğünü kurduğu ve gelişmemiş sosyalizmin yaratıldığı aşamadır. İkinci aşama ileri sosyalizmdir ki Marx'ıın hakkında yazdığı sosyalizmdir. Sosyalizmin ve Komünizmin birbirinden farklı tarihsel aşamalar olduğu düşüncesi Karl Marx'ın eserlerine aykırıdır ve Marksizm sözlüğüne ancak onun ölümünden sonra girmiştir. Karl Marx, piyasasız komünizmi iki aşamada ele alır. İlk aşamada, bireylerin emeği ölçüsünde tüketim mallarına erişim sağladığı "emek kuponları" sistemi bulunur. İkinci ve daha ileri aşamada ise maddi zenginlik bolluğu sayesinde ihtiyaçlara dayalı ve serbest erişime dayalı bir düzen ortaya çıkar.

Ekonomik yönü

Komünist bir ekonomik sistem, maddi bolluğu sağlayan ileri üretim teknolojisiyle tanımlanır. Bu teknoloji, ekonomik çıktının büyük bir kısmının ya da tamamının serbestçe dağıtılmasını ve üretim araçlarının ortak mülkiyetini mümkün kılar. Bu yönüyle komünizm, tüketim mallarına ve hizmetlere erişimi kişinin katkısına göre sınırlayan sosyalizmden ayrılır.

Komünizm, önceki ekonomik sistemlerden farklı olarak, doğal kaynakların ve üretim araçlarının özel mülkiyette ya da erişimi kısıtlayan kamu veya kooperatif kuruluşlarının kontrolünde değil, ortak mülkiyette olmasıyla tanımlanır. Bu bağlamda komünizm, maddi bolluk ortamında üretim varlıkları üzerinde münhasır kontrolün gereksiz hale gelmesi nedeniyle "mülkiyetin reddini" içerir.

Komünist ekonomik sistemin tam anlamıyla gelişmesi için sosyalist bir sistemden geçmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Marx, üretim araçlarının toplumsal mülkiyetine dayanan bir sistem olan sosyalizmin, üretken teknolojiyi daha da ilerleterek tam anlamıyla gelişmiş komünizme doğru ilerlemeyi sağlayacağı görüşündeydi. Sosyalizm altında, artan otomasyon seviyeleri ile birlikte, giderek artan oranda mal serbestçe dağıtılabilir hale gelecektir.

Sosyal yönü

Bireysellik, özgürlük ve yaratıcılık

Komünist toplum, iki temel şekilde bireyleri uzun çalışma saatlerinden kurtarmayı hedefler. İlk olarak, üretim süreçlerini ortalama işgünü süresini kısaltacak şekilde otomasyona tabi tutar. İkinci olarak, işçiler ile mal sahipleri arasındaki bölünmeden kaynaklanan sömürüyü ortadan kaldırır. Bu sayede insanlar üzerindeki ekonomik baskılar azalır ve daha özgür bir yaşam mümkün hale gelir. Böylece komünist bir sistem bireyleri, Karl Marx'ın "zorunluluk âleminden" "özgürlük âlemine" geçiş olarak adlandırdığı, kişinin hayatının hayatta kalma etrafında şekillenmesi anlamında yaşanan yabancılaşmadan kurtaracaktır. Bunun sonucunda, komünist bir toplumun, yaratıcı hobilerini ve gerçek ilgi alanlarını takip etmek ve bu şekilde yaratıcı toplumsal zenginliğe katkıda bulunmak için hem zamana hem de kaynaklara sahip entelektüel eğilimli bir nüfustan oluşması öngörülür. Marx "gerçek zenginliği" kişinin yaratıcı tutkularının peşinden gitmek için sahip olduğu zaman miktarı olarak değerlendirmiştir. Marx'ın komünizm kavramı bu şekilde radikal biçimde bireycidir.

Gerçekte özgürlük alemi ancak emeğin zorunluluk ve günlük kaygılarla belirlendiği alanın bittiği yerde fiilen başlamış olur; demek ki bu alem, eşyanın doğası gereği fiili maddi üretim alanının ötesinde bulunur.

Kapital, Cilt 3, 1894

Marx'ın "özgürlükler âlemi" kavramı, yüksek düzeyde otomatik üretim sonucu sınırlandırılmış iş rollerinin olmadığı bir toplumda, iş bölümünün sona ermesi fikrine dayanmaktadır. Komünist toplumda, ekonomik gerekliliklerin ve ilişkilerin kültürel ve sosyal ilişkileri belirlemesi ortadan kalkacak, bireylerin yaşamında ekonomik durum yerine özgür irade ve sosyal etkileşimler belirleyici olacaktır. Kıtlık durumu ortadan kalktığında,yabancılaşmış emek sona erecek ve insanlar bireysel hedeflerinin peşinden gitmekte özgür olacaklardır. Buna ilaveten, "Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre!" ilkesinin, kıtlığın ortadan kalkması nedeniyle yerine getirilebileceği düşünülmektedir.

Siyaset, hukuk ve yönetim

Marx ve Engels, komünist toplumun çağdaş kapitalist toplumda olduğu gibi bir devlete ihtiyacı olmayacağını savunmuştur. Kapitalist devlet esas olarak hiyerarşik ekonomik ilişkileri uygulamak, mülkiyetin münhasır kontrolünü sağlamak ve kapitalist ekonomik faaliyetleri düzenlemek için mevcuttur ve bunlar komünist sisteme uygun değildir.

Engels, sosyalist sistemde devletin temel işlevinin değişeceğini öngörür. Devlet, yasaların oluşturulması ve insanların kontrol edilmesi gibi siyasi görevlerden uzaklaşarak, üretim süreçlerinin yönetimi gibi daha teknik bir role odaklanacaktır. Bu dönüşümle birlikte, bilimsel yönetim siyasi karar almanın önüne geçecek ve geleneksel siyasetin etkisi giderek azalacaktır. Komünist toplum, yalnızca seçim demokrasisiyle sınırlı kalmaz; aynı zamanda açık ve işbirliğine dayalı sosyal ve çalışma ortamlarını kapsayan daha geniş bir demokratik süreç anlayışıyla tanımlanır. Bu, bireylerin katılımına dayalı, eşitlikçi ve kolektif karar alma mekanizmalarının öne çıktığı bir toplumsal düzeni ifade eder.

Marx, komünist toplumun adil olup olmayacağı konusunda net bir açıklama yapmamıştır. Ancak bazı düşünürler, Marx’ın komünizmi adalet kavramının ötesine geçen bir düzen olarak gördüğünü öne sürer. Bu görüşe göre, komünist toplumda çatışmalar ortadan kalkacağı için adalet kurallarına da ihtiyaç duyulmayacak, bireyler arasında doğal bir uyum sağlanacaktır.

Geçiş aşamaları

Marx ayrıca kapitalist ve komünist toplum arasında proletarya diktatörlüğü olarak bilinen geçici bir dönem olacağını yazmıştır. Toplumun gelişiminin bu ilk aşamasında, kapitalist ekonomik ilişkiler kademeli olarak ortadan kaldırılacak ve yerini sosyalizme bırakacaktır. Doğal kaynaklar kamu malı haline gelirken, tüm üretim merkezleri ve işyerleri toplumsal mülkiyete geçecek ve demokratik olarak yönetilecektir. Üretim bilimsel değerlendirme ve planlama ile organize edilecek, böylece Marx'ın "üretimde anarşi" olarak adlandırdığı durum ortadan kalkacaktır. Üretici güçlerin gelişimi, insan emeğinin mümkün olan en üst düzeyde kenara itilmesine ve yerini yavaş yavaş otomasyona bırakmasına yol açacaktır.

Ayrıca bakınız

Üst